Doğum Sonrası Depresyon

Doğum Sonrası Depresyon

Psikolojik ve psikiyatrik problemler bir kişilik zayıflığı göstergesi zannedildiği için, genellikle başkalarından gizlenmektedir. Dolayısıyla, çoğu zaman profesyonel bir yardım arayışı engellenmekte ya da geciktirilmektedir. Sonuçta da kişinin yaşadığı problemi artarak kronikleşmekte, hayatı üzerinde büyük olumsuz etkilere neden olmaktadır.
Oysa bundan sekiz asır önce, Atalarımız Selçuklular, Batı’da son yüzyılda gelinebilen anlayışı yakalamışlar ve psikiyatriyi tıbbın bir branşı olarak görmüşlerdir.

Tıp Fakültesi ve hastaneyi bir arada barındıran tarihteki ilk tıp merkezi Kayseri’deki Gevher Nesibe Sultan Şifahanesi, hastanesinin içinde psikiyatri hastaları için de bir servis ayırmıştır. Batı’da ise, yakın zamana dek psikiyatri hastaları şehir dışında yaptırılan özel hastanelere gönderilerek insanlardan tecrit edilmişlerdir.

Ülkemizde kurulmuş olan Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi ve benzeri dört merkez de, bahsettiğimiz bu ilk tıp merkezimizin anlayışının bir uzantısıdır. Bugünkü modern anlayış, insanı biyo-psiko-sosyal bir bütün olarak kabul etmektedir. Yani insan, biyolojik, psikolojik ve sosyal etkilerin bileşkesi altındadır. Bir problemi incelerken bunlardan her biri ele alınmalıdır. Örneğin; veremin yayılmasına sebep olan sosyal şartları ele almadan, sadece tüberküloz mikrobuna karşı antibiyotik üretmek ya da psikolojik tedaviyi ihmal ederek psikosomatik kaynaklı baş ve vücut ağrılarını tedavi etmeye çalışmak eksik tedavi yaklaşımlarıdır. Bir başka deyişle, bazı problemleri tıbbi ya da psikiyatrik diye ayırmak yerine, bu faktörlerden her birisinin probleme ne kadar katkısı olduğu üzerinde durmak gerekir.

Psikolojik ve psikiyatrik problemler için profesyonel yardım aranmasını engelleyen bir yanlış anlayış da, bu sorunların ruhla ilgili olduğu ve doktorların ruhu tedavi edemeyeceği inancıdır. Kur’an-ı Kerim, ruhu “Allah’tan bir emir” olarak tarif etmektedir. Din alimleri doğrudan Allah’tan olan bir şeyin hasta olamayacağını belirtmektedirler. Yani kafaları karıştıran “ruh hastalığı” terimi bir yanlış isimlendirmedir. Osmanlı döneminde konuyla ilgili Fransızca’dan ilk tercüme edilen kitapta psikolojinin karşılığı olarak “ilm-ü nefis” tanımı kullanılmıştır. Ruh, din alanına girer, tıbbi psikoloji ve psikiyatri ise insanların duygu, düşünce ve davranışlarının gelişimi ve problemleri ile ilgilenir. Psikolojik gelişim ve problemler, kişinin yetiştiği çevre ile etkileşimi ve nöroendokrinolojik (biyolojik) düzensizlikler sonucu ortaya çıkar.

Vücudu, özellikle de sinir sistemini bir arabaya, ruhu ise onun şoförüne benzetecek olursak; şoför ne kadar sağlıklı olursa olsun arabanın benzini, yağı ya da suyunda bir düzensizlik mevcutsa, o araba iyi çalışamaz. Arabanın çalışmasını sağlayan sıvılar gibi, insanın sinir sisteminde de serotonin, dopamin, adrenalin gibi hücre düzeyinde salınan bir takım salgılar vardır. Psikolojik dediğimiz her şeyin sinir sisteminde biyolojik bir iz düşümü bulunur.Örneğin heyecanlandığımızda adrenalin salınımı olur ve çarpıntı, titreme, terleme gibi birçok bedensel heyecan belirtisi meydana gelir. Depresyon, anksiyete bozukluğu vb birçok psikiyatrik rahatsızlık, psikolojik olmasına, yani fiziksel bir hastalık bulunmamasına rağmen, temelde yatan problem, sinir sistemindeki serotonin başta olmak üzere bazı salgılardaki düzensizliktir. Bu nedenle kişi, çabaladığı halde elinde olmadan bazı duygu ve düşüncelerden kurtulamaz. Dışarıdan bakan bir kişi ise, bu durumları anlayamadığı için, karşısındaki kişiyi suçlayabilir. Psikiyatrik ilaçlar işte bu düzensizlikleri tedavi ederek etkilerini göstermektedirler.

Halk arasında psikiyatrik ilaçların hepsinin uyuşturucu olduğu şeklinde de yanlış bir kanaat vardır. Doğrudan psikiyatrik hastalığın biyokimyası üzerinde etkili modern ilaçların geliştirilmesi 1950’li yıllarda başlamıştır. Ondan önce kullanılanlar daha çok sakinleştirici ilaçlardı. Halbuki günümüzde kullanılan antidepresan ve antipsikotiklerin, alışkanlık ya da bağımlılık yapma özellikleri yoktur. Bazılarının uyku verici etkisi, tedavide amaç değil geçici birer yan etkidir. Bugün özellikle depresyon ve anksiyete bozuklukları, ilaç tedavisiyle tamamen düzeltilebilmektedir.

Sonuç olarak, psikiyatrik problemler bir zayıflık ya da suç değil, tıbbi birer rahatsızlıktır. Uygun tıbbi ve psikolojik tedavilerle bunlardan kurtulmak mümkündür.

Bize Ulaşın