DÜŞÜNÜYORUM ÖYLEYSE YARIN!

DÜŞÜNÜYORUM ÖYLEYSE YARIN!

Bu yazıyı yazmak için bile ne kadar ertelediğimi bilseniz belki neden ertelemecilik üzerine yazı yazdığımı anlayabiliriz. Hayatımızı esir alan ertelemecilik niye, neden, nasıl? Elbette ki bunlar hepimizin kafasını karıştıran sorular. Şimdi biraz hepimizin bir şekilde yaşadığı bu sıkıntıya bir değinelim.

Bu yazıyı kimler okuyacak bilmiyorum ama belki bu yazıyı okumayı da içinizden erteleyenler olabilir. Bu duruma artık bir dur deme vakti geldi de geçiyor. Kimimiz sınavlara çalışmayı, kimimiz ödevleri yapmayı, kimimiz diyete başlamayı, kimimiz spora gitmeyi hep erteledik erteliyoruz ve bu ertelemelerin sonu gelmiyor.

Normal şartlarda ertelemeci olmayan bir kişi yetiştirmesi gereken bir iş için yavaş bir başlangıç yapar, daha sonra çalışmayı arttırır ve sonunda da vitesi iyice yükseltir ve bitirir. Aynı küçük merdiven gibi, merdivenleri çıkmak ne kadar zor olabilir ki? Şimdi böyle söyleyince ne kadar kolay geldi değil mi? Ama bazen o merdivenleri çıkmak öyle bir zor oluyor ki anlayamıyoruz. Yapılacak işlerin son teslim tarihi kapımıza kadar dayanıyor ve koşturarak, sabahlayarak bir şekilde bitirmeye çalışıyoruz. Mesela sınavlara çalışmayı erteliyoruz. Önce plan yapıyoruz, “oo herşey ne kadar da mükemmel” gözüküyor ama günler geçiyor son gün geliyor gece uyumuyoruz. Hatta bazen uyuyoruz, sabah okulda, kampüste çalışıyoruz. Hatta ve hatta inanmayacaksınız açık sınavsa eğer “sınav anında bakarız” bile yapabiliyoruz. Peki, ama neden? Kendimize bu eziyet niçin?

Erteleyici ve erteleyici olmayan kişileri incelediğimizde her ikisinde de mantıklı karar vericiler mevcut ancak erteleyicinin beyninde dolanan bir de haz maymunu var diyebiliriz. Mantıklı karar verici tam mantıklı bir karar verirken haz maymunu dümeni eline alıyor ve başka bir şeye yönlendiriyor. Sonrası da malum 10 dakika önce baktığınız buzdolabını açıp tekrar tekrar bakıyorsunuz. Daha sonra kendinizi alakasız videolarla dolu bir youtube sarmalının içerisinde bulabiliyorsunuz. Bütün bunları yaparken zaman akıp gidiyor ve o gün içerisinde işimizi yapacak vaktimiz kalmıyor.

“Bu işi bugün bitirmeliyim”

“Aa hayır şu videoyu da izleyelim sonra bakarız, hem daha vakti var.”
Üzgünüm ama durum bu şekilde kendini gösteriyor. Anlık haz maymunu dümenin başına geçmesini istediğiniz türde birine benzemiyor. Tamamen şu anda yaşıyor. Geçmişe dair bir anısı, geleceğe dair bir bilgisi yok. Sadece iki şeyi umursuyor. Rahatlık ve eğlence. Bu eğlence kısmı aslında tüm erteleyiciler olarak bildiğimiz bir alan, yani boş zaman faaliyetlerini yapılmaması gereken yerde ve zamanda yaptığımız bir alan.

Ancak hiçbir zaman burada yaptığımız gerçek bir eğlence olmuyor. Neden? Çünkü hiç hak edilmemiştir ve ortam suçluluk, korku, endişe, kendinden nefret etme gibi bütün o erteleyici güzel duygularla doludur. Peki, kendimizi bu alandan daha az zevkli ama yapmamız gereken şeylere nasıl verebiliriz? İşte burada işin içine panik girmektedir. Bir işin son teslim tarihi yaklaştığında, herkese rezil olma, kariyer felaketi veya başka korkutucu sonuçların çıkma tehlikesi olduğunda bu panik hemen kendini göstermeye başlar ama öncesinde ortalıklarda yoktur. Burada bu yazıyı okuyan herkes “aa evet ben de öyleyim” der gibi olacak muhtemelen, evet aslında hepimiz birer ertelemeciyiz, kabul edelim.

Şimdi nerede tehlike çanları çalıyor dersek iki farklı türde ertelemecilik karşımıza çıkıyor. Eğer yapacağımız bir işin son teslim tarihi var ise burada işin içine panik giriyor ve ertelemenin etkileri kısa dönemle sınırlı kalıyor. İşte eğer bir işin son teslim tarihi yok ise panik ortaya çıkmıyor ve o yüzden ertelemenin etkileri sınırlı olmuyor. Bu durum sonsuza kadar da uzanıyor. Bu durumda çoğu kişi acısını sessizce ve kendi kendine yaşıyor. Hayallerinin peşine düşmeye bile üşenebiliyor. Evet, hepimiz ertelemeciyiz demiştik ama işte hepimizin durumu bazılarımızınki kadar kötü olmayabiliyor. Bazılarımızın son teslim tarihi ile arası iyi olabilir ama sorun son teslim tarihi yokken ortaya çıkmaya başlıyor. Bu yüzden önce neleri ertelediğimizi bir düşünmeliyiz çünkü aslında hayatımızı erteliyoruz ve hayatımız çok da uzun değil.

Herkes hayatta bir şeyler erteleyebilir ama bunun farkında olmalıyız. Bu hepimizin yapması gereken bir şey. Bunu hemen bugün, şimdi yapmalıyız yarın değil, ya da bilemiyorum belki de yarın!

Kaynak: http://waitbutwhy.com/2013/10/why-procrastinators-procrastinate.html

Bize Ulaşın