ERGENLİK DÖNEMİNDE EBEVEYNLİK SÜRECİ

ERGENLİK DÖNEMİNDE EBEVEYNLİK SÜRECİ

“Oğlumuz ergenlik döneminde ya teyzesi, çok karışmıyoruz ona!”
“Oo ergenliğe girmişiz, bir afra bir tafra kendine gel kızım!

Ne kadar tanıdık cümleler değil mi? Er-gen-li-ğe girmek! Ergenlik denilince hemen hemen herkesin bu konu hakkında bir fikriyatı mevcuttur, sorduğunuzda size az çok birkaç cümle dahi olsa anlatır. Geçmişten bu yana da  “ergenlik” konusunda değişen tavır gözle görülür şekilde fark edilmektedir, lâkin bu sırada da fazla önem atfedip birçok sıkıntıya da neden olabiliyoruz. Bu noktada denge her zaman için önemli bir konu olarak yerini korumaktadır. Bu sebeple ergenlik döneminde olan birinin ebeveyni olmak veya onun çevresinde yer alan bir yetişkin olmak kimileri için zorlayıcı kimileri için ise o kadar da zorlayıcı değildir. Hatta yeri geldiğinde eğlenceli bile olabilmektedir. Peki, bu süreçte nasıl davranmalı ve ne zaman bir sıkıntı olduğunu düşünmeliyiz?

Birçok makale, yazı okuduğunuzda veya yeni doğum yapmış birine söylenen cümlelerde çocukluk dönemine yapılan vurgu ve önem gözünüze çarpmıştır. Ebeveynler ise bu esnada yanlış bir kanaat olarak sorunsuz bir çocukluğun sorunsuz bir ergenliği vaat ettiğini düşünür, lâkin yanılırlar. Bunun sonucunda da karşımıza çocuklarını artık anlayamadığını ve tanıyamadığını dile getiren ebeveynler çıkmaya başlar. Hatta şu cümleye benzer cümleleri sıklıkla duymuş veya yaşamış olabilirsiniz.

  • “Artık kızımı tanıyamıyorum, o gitti sanki yerine bambaşka biri geldi.”

Bu süre zarfında bir dönüşüm içerisinde olan ergen kişi aslında ilişki içerisinde olduğu kimselerde de -ebeveyn dâhil-  bu sayede birtakım değişimlerin başlangıcına neden olabilmektedir.

Ergenlik dönemi temel anlamda bir kimlik arayışı sürecidir.

Kişi “ben kimim” sorgulaması içerisinde iken etrafında birçok kişi ona deneyimlerini aktarmak, onun geçtiği yollardan geçtiğini anlatmak ister. Burada bilmeliyiz ki kişi başka kimselerin tecrübe ettiklerini aslında pek dinlemek istemez, bu nedenle birçok şeyi kendi denemek ve sonuçlarını kendi deneyimlediği haliyle görmek ister. Bu esnada ise birçok ebeveyn ve yetişkin ısrarla kendi seçtikleri rolü benimsetmek istediğinde kötü geçişler yaşanabilmektedir. Hâlbuki unutmamak gerekir ki kişi bu geçişleri yaşadığı süre içerisinde şarkıcı, sanatçı, dizi oyuncusu vb. kişilere ihtiyaç duyabilir, bunu alaya almak/yadırgamak ise kişiyi incitebilir.

Peki, bu süreç biz yetişkinleri niye bu kadar rahatsız eder? Çünkü ebeveyn ve yetişkinler olarak ergenlerin yaptıkları bizlerin ergen olmayan yanımızda rahatsızlık uyandırır. Yapmamız gereken ise bu esnada çevrenin en az çocukluk döneminde olduğu kadar önemli bir yerde durduğunu unutmamaktır. Françoise Dalto’nun ergenler için yaptığı çok güzel bir benzetmesi var. Dalto, ergenleri kabuk değiştirme döneminde olan yengeçlere benzetir. Bu ne demektir? Bu dönemde yengeçler gibi kabuk değiştirme döneminde olan ergenler tıpkı onlar gibi zayıf ve savunmasızdır. Bu nedenle bu süreçte çevrede oluşan problemler, sıkıntılar bir takım krizlere neden olabilmektedir. Burada yapılması gereken ise krizden kaçmak değil, kriz ile yüzleşebilmektir.

Ergenlik döneminde olan kişi ne tam yetişkin ne de tam çocuk olduğundan dolayı hep bir bocalamanın içerisinde kendisini bulur. Hatta bu sıklıkla “işinize geldiğinde çocuğum, işinize geldiğinde yetişkin” diye yankı bulmaktadır. Bu sebeple aslında birtakım sorumluluklar verilirken dikkatli olunmalıdır. Neden? Burada bu durum sorumluluk verilmemeli olarak düşünülmemeli, sorumluluğun seviyesi iyi ayarlanmalıdır. Çünkü bu durum kişide sahte bir erişkinliğe neden olabilir.

Bir başka yapılması gereken ise her durumda olduğu gibi tutarlılıktan hiçbir zaman vazgeçilmemelidir. Ebeveynler olarak ortak bir söylem içerisinde bulunulmalı ve bu durum kararlılık içerisinde devam etmelidir. Ayrıca bu süreçte ebeveynler anne ve baba olduğunu ve bir yetişkin tavrıyla durması gerektiğini unutmamalıdır.

Son olarak ise yetişkinler olarak empatik bir dinleyici olmaktan hiçbir zaman vazgeçmemeli ve ergenlerin yetişkinlere her zaman için gereksinimi olduğu unutulmamalıdır.

*Bu yazıda Talat Parman’ın “Winnicott’ın Kuramında Ergenlik” metninden yararlanılmıştır.

Bize Ulaşın