İLİŞKİ VE BAĞLANMA

İLİŞKİ VE BAĞLANMA

Dünyaya ilk geldiğimiz andan itibaren kendimizi bir ilişki yumağının içerisinde buluruz. İlişkiler aslında insan olarak vazgeçemeyeceğimiz durumlardan biridir. Bununla birlikte toplumsallık, beraber yaşama kültürü karşımıza birçok ilişki türü çıkarmaktadır. İlk olarak doğumla birlikte gelen bir bebek-bakım veren ilişkisi, anne-baba ile kurulan ebeveyn-çocuk ilişkisi, akraba, eş, dost, arkadaşlarla kurulan çeşitli ilişkiler. Bu şekilde her bağlamda farklı bir ilişki türünün içerisinde bulunmuş oluruz yani aslında içerisine girdiğimiz her bağlam/ortam/durum bizlerin karşısına bir ilişki türü çıkarmış olur.

İlişki

İlişkiler dediğimiz büyük bir kümenin içerisinde yakın ilişkiler dediğimiz bir alt küme yer alır. Yakın ilişkiler olarak adlandırdığımız bu küme hayatımızın önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Özellikle de bu yakın ilişki türlerinden olan duygusal ilişki herkes için farklı anlam ve değerler taşır. Peki, bizler âşık olduğumuzda ya da bir duygusal ilişki içerisine girdiğimizde duygu, tutum ve davranışlarımız temelini nereden almaktadır? Bu sorunun cevabı için elbette saatlerce konuşulabilir ancak bildiğimiz bir şey var ki insan olarak bizler ilk doğduğumuz günden itibaren bizimle düzenli olarak etkileşime giren kişi veya birincil bakım verene karşı bağlanma hali yaşarız ve bu kendini hayatımız boyunca devam ettirir. Bu bağlanma çerçevesi içerisinden yetişkinlikteki romantik ilişkileri inceleyebiliriz. Çünkü insanlar âşık olduklarında duygu, davranış ve tutumları özellikle ilk 3 yaş dediğimiz bir süreçte şekillenen bağlanma şekilleriyle benzerlik göstermektedir.

Bağlanma

Bağlanma kavramı bebeklerle anne-babaları ya da bakım verenleri arasında kurulan ilişkiye atfen ortaya atılmıştır. Sıklıkla 0-2 yaş olarak belirtilen yaş aralığı çocukların fiziksel, zihinsel ve duygusal yönden en hızlı geliştikleri dönemi oluşturur. Bu süreçte bebek kendisine bakım verene bağımlı bir yaşam sürdürdüğünden dolayı sadece fiziksel gereksinimlerin karşılanması yeterli olmamaktadır. Bu nedenle bu birebir ilişki çocuğun zihinsel ve duygusal gelişimi için önem taşımaktadır. İlk yıllarda kurulan bu ilişki çocuğun kişiliğinin önemli bir kısmını da kaplamaktadır ve ilerleyen yaşlarda değişimi zordur ve genellikle dirençli bir yapı gösterir. Ayrıca özellikle bu anne-çocuk arasında oluşan karşılıklı sevgi bağının ileri dönemde yaşantıya olan en büyük katkısı, daha sonra diğer insanlarla kurulan tüm ilişkilerde güven duygusunu oluşturmasıdır. Bu durum bağlanma ilişkisinin problemli yansıması olarak ileride çeşitli sorunlara da yol açabilir.

Bir çocuk için üç yaş civarında oluşan anne imgesi o çocuğun yaşamının geri kalanında kuracağı ilişkileri anlamamız açısından bize yol gösterici olmuştur. Çocuk diğer insanlara bakarken anne imgesinin ona açtığı pencereyi kullanır. Bu durum da çocuk için ileride kuracağı ilişkilere bir referans noktası oluşturur.

Özetle, kişilerin yetişkin yaşamlarında kurdukları ilişkilerin niteliğini sıklıkla kişinin erken dönem bakım veren veya annesiyle kurduğu bağlanma ilişkisi belirlemektedir.

Bize Ulaşın