Pasif Agresif İletişim

Pasif Agresif İletişim

Nedir?

Pasif agresif iletişim genel olarak duygu ve düşüncelerin açık haliyle ifade edilmediği, olumsuz davranışlarla kendini gösteren bir tür güç mücadelesi olarak tanımlanabilir. Bir kişiye karşı öfkeli olup bunu çeşitli gerekçelerle ifade edemediğimiz durumlarda pasif agresif bir tutumu benimseyebiliriz. Üzgün, huzursuz, hayal kırıklığına uğramış ya da tedirgin hissettiğimizde şeffaf iletişim kurmak yerine; duygularımızı baskı altında tutmayı, küsmeyi, kaş çatıp sert bakışlar atmayı, somurtmayı, davranışlarımızı bariz bir biçimde değiştirmeyi, engelleyici bir tavır sergilemeyi, eleştirelliği ya da sarkazmı, sabote etmeyi ya da duvar gibi görünmeyi seçebiliriz. Bunların dışında, dışarıdan gelen tekliflere çeşitli bahanelerle direnmek ya da meseleye dair kafa karışıklığı yaratmak aynı davranış kalıbından kök alır.

Pasif agresif davranış her zaman kişilerin kızgın ya da kırgın oldukları durumlarda gerçekleşmez. Bazen uzlaşı, nezaket ya da dostluk içeren bir tutumun altına gizlenmiş manipülasyon çabasına da işaret edebilir. Bu haliyle bir tür duygusal istismar biçimi olarak ilişkilere yansıyan ve güven ilişkisini çift yönlü zedeleyen yıkıcı bir davranış kalıbıdır. Bu iletişim biçimi vuku bulduğunda birikmiş olan olumsuz duygular bazen onaylanmak/kabul görmek bazen de çatışmayı önlemek adına dolaylı yoldan; ancak bir tür duygusal dayatmayla ifade edilir.

Hepimiz zaman zaman bu davranışlardan bazılarını gösteririz; ancak birden fazla belirti hayatımızda yaygın olarak bulunuyor ve iletişimimizi sabote ediyorsa iletişim biçimimizi tekrar gözden geçirmemizde fayda var demektir.

Nasıl anlarsınız?

Gerçekliği çarpıtıyor, kendi yanlışlarınızı inkar ediyor ve yalnızca başkalarını suçluyorsanız,

Kurban rolünü üstlenerek mevcut rahatsızlık verici durum üzerinde kendi sorumluluğunuzu yok sayıyorsanız,

Hayır demek ya da öfkenizi göstermek yerine karşı tarafın önemsediği konular karşısında hassasiyet göstermeyerek bir tür intikam alıyorsanız (örneğin birlikte yapılan planı unuttuğunu söylemek),

Yapmak istemediğiniz işleri yapmak istemediğinizi söylemek yerine yarım yamalak yapmak suretiyle o işi talep eden kişileri memnuniyetsiz bırakıyorsanız,

Aslında gitmek istemediğiniz bir işe ya da toplantıya sonsuz bahanelerle gecikiyorsanız, bilerek ya da bilmeyerek pasif agresif davranış kalıpları içinde hareket ediyorsunuz demektir.

Pasif agresif tutumlara sahip kişiler hayır demenin alternatif yollarına fazlasıyla hakimdir. Örneğin, birlikte yapılabilecek planlara yönelik her bir öneriye karşı olumsuz fikir beyan edebilir ya da beden diliyle pek de hevesli olmadığı işaretini verebilir; buna karşın alternatif çözüm önerilerinde bulunmayabilirler.

“Tamam sen haklısın” gibi cümleler pasif agresif iletişimde bir tür pasif güç gösterisidir. Kişiler konu üzerinde konuşarak çözüm üretmek yerine kendi haklılığını “daha fazla tartışmayacak ve iddialaşmayacak kadar olgun olmak” teması altında karşı tarafa dayatabilirler.

Peki ne yapabilirsiniz?

Öncelikle, pasif agresif davranış kalıplarının fazla kontrolcü olan ya da çocuklarına duygularını ve düşüncelerini özgürce ifade etme alanı tanımayan ebeveynlere tepki olarak çocukluk döneminde edinilmiş olabileceği söylenebilir. Çocuk duygularını açıkça ifade ettiğinde ya da ebeveynleriyle aynı görüşü paylaşmadığını belirttiğinde alay konusu oluyor, cezalandırılıyor ya da aşağılanıyorsa; açık iletişim yerine pasif iletişimi seçmeyi öğrenir. Bunun dışında, ebeveynlerin iletişim kurma biçimi de çocuk için rol model oluşturduğundan açık iletişim kuramayan ebeveynlerini gözlemleyerek taklit etme yoluyla da çocuk bu kalıpları içselleştirebilir.

Çocukluktan yetişkinliğe kadar aynı kalıp içinde ilişki kurmayı deneyimlemiş bir kişi için kuşkusuz iletişim dilini değiştirmek kolay olmayacaktır. Ancak, tüm bu davranışlar ilişkilerin içindeki samimiyeti azalttığından kişiyi yalnızlaştırarak süreçte daha da olumsuz duygulara sebep olur ve nihayetinde değişime zorlar. Bu davranış kalıplarını aşmak adına birkaç ipucu vermek gerekirse:

Pasif agresif davranışa neden olan duygularınızı ve ihtiyaçlarınızı fark edin

“Mevcut durum üzerinde benim olumlu/olumsuz katkım nedir?” sorusunu kendinize sorarak tepkilerinizin sorumluluğunu alın.

Bir sorun ile karşılaştığınızda bunu size karşı yapılmış bir saldırı değil çözülmesi gereken bir anlaşmazlık gibi görmeye çalışın.

Duygularınız ve düşüncelerinizi olduğu haliyle paylaşın.

İsteklerinizi çerçevesi net bir biçimde dile getirin.

Son olarak, bu yöntemlerin yetersiz kaldığını hissediyorsanız bir uzmandan destek almaktan çekinmeyin.

Bize Ulaşın