Bağımlı Anne Sendromu (Anneye Bağımlılık Sendromu) Nedir?
- Home
- Bağımlı Anne Sendromu (Anneye Bağımlılık Sendromu) Nedir?
MOODIST’e geldiğiniz zaman neler göreceksiniz, detayları öğrenin.

Ebeveynlerin önemli sorumluluklarından biri çocuklar büyürken onların bağımsız bireyler olmalarına yardımcı olmaktır. Kendi hedefleri doğrultusunda karar vermeleri, sorumluluk almaları onların özgüven sahibi bireyler olmalarını sağlamaktadır. Klinik Psikolog Miray Korucu Keskin Bağımlı Anne Sendromu için önerilerde bulunuyor.
3 yaş ve altındaki çocuklar rutin olarak ebeveynlerine bağlıdır; sürekli birlikte olmak isteyebilir, yakın olmadığında veya onu göremediğinde ağlayabilir ve ebeveynlerinin dikkatini başkalarıyla paylaşmak zorunda kaldıklarında mutsuz ve agresif olabilir.
Beslenme, uyku, sevilme, korunma gibi temel ihtiyaçlarının giderilmesi açısından bakım verenine yüksek oranda bağlı olan bu yaşlardaki çocuklar temel ihtiyaçlarının karşılanacağını fark ettiklerinde ve buna dair güven duygusu geliştirdiklerinde; diğerleri ile ilişki kurmaya, oyun oynamaya ve keşfetmeye, özgürce hareket etmeye başlar. Bağlanma figürü olarak güven merkezi olan annenin tahmin edilebilir ve rahatlatıcı olması sayesinde çocuklar güvenli davranış örüntüleri geliştirir. Bunun aksi olarak bakım verene -genellikle anneye- bağımlılık ise; çocuğun kendini güvende hissetmemesi sonucunda rahatlayamama ve kaygılı olması ile ilgili görülmektedir. Çocuk için çevresindeki kişi ve olaylar tahmin edilebilir ve anlaşılır olmadığı ölçüde onay aramaya, rahatlatılmaya ihtiyaç duyar ve kendi fikirlerini oluşturma, bakım verenden ayrışmaya karşı direnç gösterir.
Tüm bunlara ek olarak; gelişim sürecinde çocuklar belli durumlar için sıklıkla hep aynı ebeveynini tercih edebilir. Bu durum, çocukların özgür seçimlerini yapabildiklerinin bir kanıtı, bağımsızlıklarını göstermelerinin bir yolu veya anlamlandırma ve içselleştirme sürecinde rutinleri oluşturma sayesinde kontrolü elinde tutma isteği olarak yorumlanabilir.
Yeni doğan, hayatta kalabilmek için özellikle temel bakım vereniyle -anneyle- derin ve duygusal bir bağ kurar. Bebeğin acıktığında karnını doyurmak, altını ıslattığında bezini değiştirmek, onu şefkatle sevmek, huzursuzlandığında tensel temas ile sakinleştirmek gibi fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarını fark edip gereği kadar destekleyen anne ile bebek arasında güvene dayalı oluşan bu bağ, gelişim sürecinde bebeğin altıncı ayda ek gıdaya başlaması, bir yaş civarında yürümeye başlaması, iki yaş civarı dil gelişimi ile diğerleriyle kurduğu ilişkilerin artması gibi her yeni beceride bakım vereninden bir adım daha uzaklaşmasına neden olacaktır.
Gelişim dönemi boyunca bakım verenin çocuğun ihtiyaçlarını fark edip talep ettiği ölçüde ona sunarak, birçok alanda gelişim gösteren çocuğun adım adım kendisinden ayrışmasına izin vermesi, bu süreçte teşvik etmesi, yeni bilgi ve becerilerini denemesi için alan açması ve cesaretlendirmesi çocuğun güvenli bir şekilde anneden ayrışmasında önemli rol oynamaktadır.
Örneğin; parka gittiğinde bir yandan oyun oynarken diğer yandan annesini ara ara göz ucuyla kontrol eden çocuğa karşı uzaklaşmak ve aradaki mesafeyi güvenilir kılan bir tutumda kalmak, yeni deneyimlerine, heyecan ve mutluluk duygusuna ortak olmak, onu cesaretlendirmek, zorlu durumlarda yerine yapmaktansa ufak yönlendirmeler ile kontrolü ve başarma duygusunu kendisine bırakmak; çocuğun rahatlıkla oyununa odaklanmasına, diğerleriyle ilişki geliştirmesine ve rahatlamasına ve özgüveninin artmasına yardımcı olacaktır.
Bebeğin, temel bakım verenini öncelikle fiziksel ancak iç dünyasında da yanında hissederek kurduğu güvenli bağ ile onun sevgisini ve güvenini hissetmesi aracılığıyla; büyüdükçe yalnız başına uyuyabilmesi, oyun oynayabilmesi, okula uyum sağlayabilmesi, diğerleriyle güvenilir ilişkiler kurabilmesini sağlayacaktır.
Çocuğun anneye bağlanması ve bağımlı hale gelmesi arasında; güvenli bağlanma için oldukça önemli olan anne duyarlılığına dayalı çok ince bir çizgi bulunmaktadır. Bu durum; bebeklerin ihtiyaç duyduklarında gösterdikleri sinyallere zamanında ve tutarlı olarak cevap vermek olarak belirtilebilir.
Bunun aksine; bebeğin isteklerini veya ihtiyaçlarını ifade etmedikleri halde, örneğin acıktığına dair herhangi bir sinyal göndermediği durumda, annenin bebeği yedirmesi; oyununa eşlik istemediği halde parkta nasıl oynayacağı, nasıl davranacağı, kiminle oynayacağı konusunda yönlendirmeler yapması gibi davranışlar bağımlılığa yol açar.
Bebeği acıktırmamak, susatmamak gibi fiziksel ihtiyaçlarını ifade edebileceği fırsatlar vermemek, isteklerini ve tercihlerini söylemesine alan açmamak, istemediği durumlar karşısında huzursuzluk, öfke duygularını çıkarmasına izin vermemek ve bu duyguları kabul etmemek önemli riskler barındırır.
Annenin çocuğun mesajlarına fırsat vermemesi ve bu mesajları çocuğun ihtiyaç ve istekleri perspektifinden değerlendirmemesi; onun anne olmadan ihtiyaçlarını karşılayamayacağı, karar veremeyeceği, hata yapacağı algısına yol açar. Ayrıca çocuğun bakım verenden sağlıklı bir şekilde ayrışmasına engel olurken öte yandan çocuğun bağlılığı bağımlılığa dönüştüğü durumda; diğer bakım veren için sevilmeme ve yetersizlik duygularına da neden olabilir.
Çocuğun farklı ihtiyaçları için farklı ebeveynleri ile ilişki içinde olmasına izin verilmesi ve teşvik edilmesi, kendi seçimlerini yapması, seçimlerinin sonuçları ile ilgili düşünce ve duygularının anlaşılması ve her durumda çocuğun koşulsuz kabulüne yatırım yapılmalıdır.
WhatsApp us