Cinsel İşlev Bozuklukları Nedir?

Cinsel işlev bozuklukları, kişinin cinsel uyarana karşı verdiği tepkiyi ya da cinsel doyuma ulaşmakta zorlandığı bazı rahatsızlıkları barındırır. Pek çok sağlık sorununda olduğu gibi, tedavi için erken başvuru çok önem taşır. Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi’nde bu sorunu yaşayan kişilere çok yönlü ve bilimsel destek verilir. Cinsellik yaşamın olumlu bir parçasıdır. Yaşanan ilişkinin bir ödülü, duygusal, düşünsel, davranışsal yakınlığın bir ifadesidir. Karşıdaki kişiye karşı sevgi duyma, arzulama, koruma, kişinin huylarını ve özelliklerini merak etme, bugüne ve geleceğe dair hayaller kurma, dokunma, sarılma, öpme gibi birçok farklı boyutu da bir arada barındırır. Cinsel işlev bozukluklarında ise bu durum tam tersine dönebilir. Bu nedenle cinsel ilişki yalnızca cinsel birleşme anlamına gelmez. Birçok birey, yakınlık kurduğu, iç dünyasını çekinmeden paylaştığı, kendisini sevilmeye ve sayılmaya değer olduğunu bildiği bir birliktelik yaşamak ister.

Cinsel İşlev Bozuklukları

Bireyler açısından cinsel sorunlar, haz ve doyum duygusunun yitirilmesinin ötesinde bir sorun kaynağı olarak bireylerin yaşantısında mevcut olarak bulunabilmektedir. Bu bağlamdan yola çıkılarak; cinsel işlev bozuklukları ise bireylerin cinsel olarak yanıt verme ya da cinsel haz yaşama becerilerinde klinik ölçüde anlamlı bir farkın ve bozulmanın yer aldığı heterojen bir bozukluk grubudur. Başka bir deyiş ile cinsel işlev bozuklukları, cinsel ilginin ve yanıtın normal, alışılmış, var olan biçimin dışına çıkılması ile birlikte normal olmayan halin devamlılık kazanması durumu olarak açıklanmaktadır. Dünya genelinde yapılan araştırmalar ve literatür doğrultusundaki çalışmalar, her 3 insandan en az bir tanesinin yaşamının belli bir dönemi kapsamında cinsel işlev bozukluğu yaşadığına ilişkin veriler sunmaktadır.

Erkeklerde Cinsel İşlev Bozukluklarının Görülme Sıklığı Nedir?

Literatür kapsamında yapılan araştırmalar, erkeklerin %30’unda cinsel işlev bozukluğunun farklı alanlar kapsamında görüldüğüne dair veriler sunmaktadır. Klinik başvurular doğrultusunda erkeklerde en sık görülmekte olan cinsel işlev bozukluğu ereksiyon güçlüğüdür. Ülkemizde erkeklerde cinsel işlev bozukluklarının epidemiyolojisine yönelik mevcut tek bir çalışmanın varlığı söz konusudur. Bu çalışma doğrultusunda cinsel işlev bozuklukları kapsamında yer alan ereksiyon güçlüğünün prevalansı %64.7 olarak bulunurken erkeklerin %35.7’sin de hafif, %23’ünde orta %6’sında ise ileri düzey ereksiyon güçlüğünün olduğuna rastlanmıştır. Yapılan bir diğer çalışmaya göre ise erkekler arasında ereksiyon sorununun yaşla birlikte artış gösterdiğine ulaşılmıştır. Sorun oranı 20’li yaşlarda %0.1’ken 40’lı yaşlarda ise mevcut sorun oranı %1.9’a 60’lı yaşlarda ise %18.4’e kadar yükselmiştir. Beraberinde farklı araştırmalar, cinsel işlev bozukluklarından biri olan cinsel isteksizliğin ise erkeklerin %15’inde var olduğunu göstermektedir. Cinsel işlev bozuklukları doğrultusunda erken boşalmaya ilişkin; popülasyonun geneli göz önünde bulundurulduğunda yaklaşık olarak %30 erkekte erken boşalmanın olduğuna ulaşılmıştır. Erken boşalmanın aksine boşalamama ve geç boşalma durumları da kişilerde söz konusu olabilmektedir. Erkeklerde boşalamama ve geç boşalmanın görülme sıklığı ise %1 ile %5 arasında değişkenlik göstermektedir.

Kadınlarda Cinsel İşlev Bozukluklarının Görülme Sıklığı Nedir?

Literatür kapsamında yapılan bir toplum çalışmasında kadınların %40’ından fazlasında cinsel işlev bozukluğunun görüldüğüne ulaşılmıştır. Mevcut klinik başvurular incelendiğinde kadınlarda cinsel isteksizlik ve orgazm olamama ya da orgazm olmada güçlük yaşamaya ilişkin cinsel işlev bozukluklarının var olduğuna rastlanmıştır. Araştırma sonuçları kapsamında, kadınların dörtte birinde orgazm bozukluğunun bulunduğuna; beşte birinde ise vajinada yeterli ıslanmanın olmadığına dair bilgilere yer verilmiştir. Beraberinde kadınlarda yaş ilerledikçe orgazm azalmakla birlikte evli kadınlarla yapılan bir çalışmada kadınların %13’ünün hiçbir şekilde orgazm yaşamadığına dair sonuçlara ulaşılmıştır. Klinik başvurular doğrultusunda doğrudan cinsel yakınmalarla başvuran kadınlarda cinsel birleşme sorunları çerçevesinde vajinismusa sık rastlanmaktadır. Türkiye’de vajinismusun görülme sıklığı ise yüksek olmakla beraber %52’dir.

Cinsel İşlev Bozuklukları Türleri Nelerdir?

Cinsel işlev bozuklukları türleri arasında;

  • Düşük Cinsel İstek Bozukluğu (Cinsel İsteksizlik):
    Kadın ve erkekte yeterli cinsel uyaran olmasına rağmen cinsellik ile her türlü aktivitelerden, cinsel düşünce ve fantezilerden uzaklaşma sorunudur. Cinsel isteksizlik ergenlik döneminden itibaren var olabilir ya da sonradan ortaya çıkabilir. Bazen de yoğun iş hayatı, stres gibi nedenlere bağlı olarak dönemsel olarak görülebilir.
  • Erkekte Sertleşme Bozukluğu:
    Erektil disfonksiyon olarak da bilinen penisin sertleşme sorunu; penisin cinsel ilişkiyi başlatabilecek veya sürdürebilecek düzeyde sertleşememe, ilişki sırasında sertleşme kaybı ile ortaya çıkan klinik problemdir. Zaman zaman ereksiyon sorunu yaşamak bir endişe kaynağı değildir. Sertleşme sorunu sürekli yaşanıyor ve cinsel hayata etki ediyorsa3strese, özgüven ve ilişki sorunlarına neden olabilir. Erkeklerde sertleşme sorunu, kalp sağlığı ya da diyabet gibi tedavi gerektiren ve altta yatan bir sağlık durumunun habercisi olabilir.
  • Erkekte Erken veya Geç Boşalma:
    Psikososyal, nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, başta antidepresanlar olmak üzere kullanılan ilaçlara ya da fizyolojik etkenlere bağlı ortaya çıkabilmektedir.
  • Kadında Orgazm Bozukluğu:
    Kadının cinsel aktivite esnasında uyarının artışı sonrasında vajina, rahim ve kasık bölgelerinde hissettiği ritmik kasılmalar ve buna eşlik eden yoğun cinsel hazzın yitirilmesine kadın orgazm bozukluğu denir.
  • Erkeklerde Orgazm Bozukluğu,
  • Kadında Cinsel İlgi/ Uyarılma Bozukluğu,
  • Cinsel Organlarda-Pelviste Ağrı/ İçe Girme Bozukluğu,
  • Maddenin/İlacın Yol Açtığı Cinsel İşlev Bozukluğu yer almaktadır.

Ayrıca cinsel kimlik bozuklukları da cinsel işlev bozukluğu merkezine başvuru nedenlerindendir.

Cinsel İşlev Bozuklukları Neden Kaynaklanır?

Cinsel işlev bozuklukları hem biyolojik faktörlerin varlığı hem de çevresel ve psikolojik faktörlerin varlığı ile ortaya çıkmaktadır. Çoğu zaman cinsel işlev bozukluklarının ortaya çıkısında bu iki faktör birlikte rol oynamaktadır.

Biyolojik Faktörler:

    • Cinsel işlev bozuklukları, sistematik ve kronik olan diyabet ile hipertansiyon gibi bedensel hastalıklar ile ilişkili olarak gözlenebilmektedir.
    • Ek olarak; depresyon, anksiyete bozuklukları ve psikoz olmak üzere çeşitli psikiyatrik rahatsızlıklar, cinsel işlev bozukluklarının ortaya çıkmasına sebebiyet verebilmektedir.
    • Beraberinde tıpta yaygın olarak kullanılan ve kullanılmakta olan ilaçlar, cinsel işlev bozukluğunun oluşmasına yol açmaktadır.
    • Alkol ve uyuşturucu madde kullanımları da cinselliği olumsuz yönde etkilemekte olan bir başka faktör olarak yer almaktadır.
    • Gebelik, laktasyon, menopoz ve yaşlılık gibi biyolojik, hormonal etkenler ile cinsel işlevler, olumsuz etkilenebilmekte ve bununla ilişkili olarak cinsel işlev bozuklukları meydana gelebilmektedir.

Çevresel ve Psikolojik Faktörler:

    • Cinsel işlev bozukluklarının oluşumunda etkili olan faktörlerden birisi de çevresel ve psikolojik faktörlerdir. Kişilerin doğuştan getirdiği özellikleri, yetişme koşulları, cinsellik konusunda bilgi eksikliği, ailenin tutumu ve yetiştiği alt kültürün cinselliğe karşı olan bakışı ile yaşanılan psikolojik travmalar cinsel işlev bozukluğunun oluşumuna zemin hazırlamaktadır.
    • Ailenin geleneksel ve tutucu bir tarz ile kişiyi yetiştiriş biçimi, eksik ya da yanlış cinsel bilgi ve eğitim, erken çocukluk dönemine ait bilinçaltı çatışmalar da cinsel işlev bozukluklarının ortaya çıkmasında önemli bir rol oynamaktadır.
    • Yanlış olarak öğrenilmiş olan cinsel davranışlar ile kişide var olan utanma, suçluluk, günahkarlık duyguları da çevresel ve psikolojik faktörlerin içerisinde yer alan cinsel işlev bozukluklarının nedenleri arasında yer almaktadır.
    • Kişilerarası ilişkiler doğrultusunda eşler arasındaki uyumsuzluk ile beraber iletişim sorunları, evlilik içi çatışmaların varlığı da bu bozukluğu oluşturan nedenler kapsamında değerlendirilmektedir.
    • Ek olarak; kişilerin bedenlerine ilişkin olumsuz duygu ve düşüncelerinin olması da beraberinde cinsel işlev bozukluğunun oluşmasına neden olan faktörler arasında yer almaktadır.

Cinsel İşlev Bozukluklarının Belirtileri Nelerdir?

  • Cinsel işlev bozukluğu türlerinden birisi olan geç boşalma, her cinsel etkinlik sırasında ya da neredeyse her cinsel etkinlikte kişi bir gecikme olmasını istemediği halde boşalmada belirgin bir gecikmenin olma halidir.
  • Sertleşme bozukluğunda ise hemen hemen her cinsel etkinlik sırasında sertleşme sağlamada belirgin oranda güçlük çekilmesi ve sertlik düzeyinde belirgin ölçüde azalma görülmektedir.
  • Cinsel işlev bozukluklarından bir diğeri olan orgazm bozukluğunda, neredeyse her cinsel etkinlik sırasında kişinin belirgin ölçüde orgazm seyrekliği ya da yokluğu yaşamasıyla beraber orgazmda belirgin olarak gecikmenin de varlığı söz konusu olabilir.
  • Kişide cinsel etkinliğe karşı ilgisizlik ya da çok az ilgi gösterme durumu, karşı tarafın cinsel etkinliği başlatmasına karşılık bu girişimlere kişinin karşılık vermeme durumu, cinsel içerikli düşüncelerin çok az ya da hiç olmaması cinsel işlev bozukluklarından olan cinsel ilgi/uyarılma bozukluğu ile ilişkilidir.
  • Cinsel etkinlik sırasında sürekli ya da yineleyici olarak; birleşme anında belirgin olarak pelviste ağrının olması, birleşme sırasında pelviste ağrının olacağına dair bir korkunun ve kaygının duyulması, pelvis tabanı kaslarını çok sıkma ya da germe durumu cinsel organlarda- pelviste ağrı/içe girme bozukluğu belirtileri arasında yer almaktadır.
  • Erken boşalma ise cinsel işlev bozukluklarından bir diğeri olmakla beraber cinsel etkinlik sırasında kişinin, yineleyici ve sürekli olarak isteğinden önce boşalma örüntüsünü içerisinde barındırır.
  • Cinsel işlev bozukluğu olarak görülen ve görülmekte olan düşük cinsel istek bozukluğu, kişinin cinsel etkinlik için isteğinin; sürekli ve tekrarlayıcı girişimler sırasında da az olmasıyla ya da bu isteğin hiç olmamasıyla ilişkilidir.

Cinsel İşlev Bozuklukları Tanısı Nasıl Konulur?

Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi, ruh ve beyin sağlığıyla ilintili hastalıklarda, bilim ve teknolojinin gerektirdiği koşulları sağlayan en gelişmiş tedavi imkanlarıyla ve uzman psikiyatrist, psikolog kadrosuyla, kişinin öznel psikolojik ihtiyaçlarına uygun bir tedavi planlaması yapar. Cinsel İşlev Bozukluğu tedavi edilebilir bir sağlık sorunudur. Bu alanda eğitim almış, sertifikalı terapist kadrosuyla cinsel işlev bozukluğu polikliniğimize her yaşta ve her türden cinsel problemle başvuru yapılabilmektedir.

Tedaviye erken başlanması ve düzenli aralıklarla takibinin sağlanması tedaviden alınan verimi artırır. Tanı koymada hastadan alınan ayrıntılı tıbbi ve psikiyatrik öykü, çocukluktan itibaren cinsel gelişim öyküsü önemlidir. Yakınmalarının başlangıcı, şiddeti, sıklığı sorgulanmalıdır.

Doğru tanı koymak, etkin ve etkili bir tedavi planı oluşturmak için Moodist Hastanesi uzmanları tarafınca çeşitli psikolojik testlere de süreç içerisinde başvurulabilir. Biyolojik ve psikolojik etkenlerle ortaya çıkan cinsel işlev bozukluklarının ayrımı için kan ve idrar testleri, gerekirse EMG, EEG gibi nörolojik testler yapılmaktadır. Fiziksel muayenenin gerektiği durumlarda kişinin, bir jinekoloğa, üroloğa veya gerekli uzmana yönlendirilmesi sağlanmaktadır.

Terapist kişiyi daha iyi anlamak ve uygun bir tedavi planı oluşturmak için bazı ek testler de isteyebilir:

  • Psikometrik testler( MMPI, Rorschach, SCL-90 v.b.)
  • Griss(Golombok Rust Cinsel Doyum Ölçeği Kadın ve Erkek Formu)
  • Cinsel Mitler Ölçeği-Organik tıbbi durumların dışlanması için gerekli görüldüğü durumlarda üroloji, dahiliye, kadın doğum ve nöroloji birimlerine danışılabilir.

Değerlendirme sürecinde cinsel işlev bozukluğuna ilişkin aşağıdaki olgular incelenir;

  • Cinselliğe ve cinsel soruna dair düşünceler, duygular ve davranışlar,
  • Kişinin ve partnerin sorunu nasıl algıladığı,
  • Ne kadar zamandan beri bu belirtileri taşıdığı,
  • Sorunun günlük yaşantıyı ve ilişkileri ne ölçüde etkilediği,
  • Daha önceden benzer şikayetlerin olup olmadığı,
  • Sorunun diğer kişilerle paylaşılıp paylaşılmadığı,
  • Eğer önceden bir tedavi alınmışsa bu sürecin ne kadar yararlı olduğu,
  • Şimdiki tedavi beklentileri ve motivasyonu.

Moodist Hastanesinde Cinsel İşlev Bozuklukları Nasıl Tedavi Edilir?

Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi, bilim ve teknolojinin beraberinde getirmiş olduğu koşulları göz önünde bulundurarak uzman psikiyatrist ile psikolog kadrosuyla, kişiye özgün ve uygun tedavi planlamasını, diğer alanlarda olduğu gibi cinsel işlev bozukluklarına ilişkin alana dair de yapmaya devam ediyor.

Tedavi süreci kapsamında kişinin yargılanmadığı ve gizlilik ile beraber güven esasına dayalı bir yol izlenir. Tedavi için evli, bekar, bir arada yaşamakta olan, boşanmış, boşanma sürecinde, ayrılmış, çocuklu bireyler, cinsel ilişki yaşamış ya da hiç cinsel birleşme yaşamamış, yetişkin ya da yaşlı, çift ya da bireysel olarak kişiler başvuruda bulunabilir. Çiftler ile birlikte yürütülen tedavi süreci, sorunu devam ettirmekte olan faktörlere yönelik bilgilere ulaşılmasına olanak sağlar ve çift arasında var olan iletişime yönelikte izler taşır.

Bununla beraber; cinsel işlev bozukluğunu kişinin kendi sorunu olmaktan çıkararak durumun yeniden yapılandırılmasına yönelik bir yol izlenir. Tedaviye çift olarak başvuru sağlandığı noktada, öncelikli olarak her birey ile ayrı ayrı görüşmeler düzenlenir. Bu görüşmeler kapsamında, cinsel öykü ve başvuruda bulunulan cinsel soruna ilişkin detaylı bir bilgi toplanır. Doğru tanı koymak, etkin ve etkili bir tedavi planı oluşturmak için Moodist Hastanesi uzmanları tarafınca çeşitli psikolojik testlere de süreç içerisinde başvurulabilir. Fiziksel muayenenin gerektiği durumlarda kişinin, bir jinekoloğa, üroloğa veya gerekli uzmana yönlendirilmesi sağlanmaktadır.

Moodist Medikal Ekibi tarafından cinsel işlev bozukluğunun tedavisinde; Cinsel Terapi ve Çift Terapisinin yanı sıra; Bilişsel Davranışçı Terapi, EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme), Psikodinamik, Mindfulness, Hipnoterapi, Psikodrama, Şema gibi terapi yöntemlerine de süreç içerisinde yer verilmektedir.

Tedavi ve değerlendirme sürecinde, başvuruda bulunan kişiden bir birlikteliği söz konusuysa çift olarak katılmaları istenebilir. Yapılan çalışmalar, çift olarak katılanların tedaviden %84 oranında olumlu yanıt aldıklarını ve tedaviye düzenli aralıklarla devam ettiklerini; tek olarak devam edenlerin ise %51 oranında kaldıklarını gösteriyor. Çiftler ile yürütülen tedaviler, sorunu devam ettiren faktörlere dair bilgi vermekte, çiftin iletişimini ortaya koymakta ve cinsel işlev bozukluğunu kişinin kendi sorunu olmaktan çıkarıp, yeniden yapılandırılmasına olanak sağlar.

Tedavide hastalığın seyrine, şiddetine ve süresine bağlı olarak bazen ilaç ve psikoterapi birlikte veya ayrı ayrı kullanılır. Çoğunlukla BDT temelli yapılandırılmış cinsel terapiler uygulanır. Ayrıca, cinsel işlev bozukluğunda belirtilerinin tekrarlamaması için iyileşme sürecine girilse bile doktorla görüşmeden tedavi bırakılmamalıdır.

Cinsel işlev bozukluğu ile başa çıkmada, semptomları tanıma, erken fark etme, tedavi uyumunu ve sosyal-mesleki işlevselliği artırmada psikoterapilerin yeri oldukça önemlidir.

Cinsel İşlev Bozuklukları Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Cinsel işlev bozuklukları, tedavi edilmediği takdirde bireylerde var olan semptomlar süreğen bir durumun ortaya çıkmasına sebebiyet verebilmektedir. Bireyler açısından cinsel işlev bozukluklarına sebebiyet veren semptomların varlığını sürdürmesi kişilerde kendilik değerinin azalmasına neden olabilmektedir. Beraberinde kişilerde depresif belirtilerin ortaya çıkması var olan sorunun daha karmaşık bir hale dönüşmesine yol açmaktadır. Cinsel işlev bozukluğunun tedavi edilmeme durumu, kişilerin günlük yaşantısı içerisinde dikkat ve konsantrasyon yetisini azaltır.

Bununla birlikte; kişilerin uyku düzeni bozulur ve yaşantıları içerisinde çeşitli aktivitelere yönelik ilgisizlik, isteksizlik halinin ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Genel anlamıyla, cinsel işlev bozukluğu tedavi edilmediği takdirde kişilerin yaşamdan zevk alma oranında düşüşlerin meydana geldiği gözlemlenmiştir. Kişilerin, cinsel alandaki yaşamış oldukları sorunlar, yaşantıları içerisindeki diğer alanları da etkilemektedir. Gündelik yaşantıları içerisinde var olan işlevselliklerinin etkilenmemesi için bireylerin, cinsel işlev bozukluklarına yönelik sorunlarının çözümlenmesi gerekmektedir.

Cinsel İşlev Bozuklukları ile Başa Çıkmak için Ne Yapılabilir?

Cinsel işlev bozukluğu, kişilerde altta yatan organik bir sebebe bağlı olarak meydana gelebilmekle beraber kullanılan bir ilacın varlığıyla, eşlik eden bir psikolojik soruna bağlık olarak da ortaya çıkabilmektedir. Bu sebeplerden kaynaklı, kişiye uygun ve kişiye özgü bir tedavinin planlanabilmesi açısından kişi cinsel işlev bozukluğuyla başa çıkmak için bu alanda uzman olan bir psikiyatrist ve psikolog ile eş zamanlı olarak bir yol izlemelidir. Kişide var olan cinsel işlev bozukluğunun çözümlenmesi için cinsel terapi, bu noktada kişilere faydalı başa çıkma stratejileri sunmaktadır. Cinsel terapi, kişilerin yaşantıları içerisinde tetikleyici sorunlarla beraber çiftin ilişkisine dayalı durumları da ele aldığı için kişinin cinsel işlev bozukluklarıyla ilişkili olarak bir uzman psikiyatrist ve psikoloğa başvurması; sorun ile başa çıkma üzerinde etkili olarak görülmektedir.

Bu sayfadaki bilgiler Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Medikal Ekibi tarafından hazırlanmıştır.

Randevu Talep Edin

    Hemen Ara

     
    Hemen Ara  

    WhatsApp

     
    WhatsApp  

    Randevu Talebi

     
    Randevu Talebi  

    Uzmana Sorun

     
    Uzmana Sorun  
    HIZLI RANDEVU TALEP ET

      X
      RANDEVU TALEBİ
      Warning: call_user_func_array() expects parameter 1 to be a valid callback, function 'imw_footer_sticky_bar' not found or invalid function name in /home/moodisth/public_html/wp-includes/class-wp-hook.php on line 307