MOODIST’e geldiğiniz zaman neler göreceksiniz, detayları öğrenin.


Şizofreni, kişinin dış dünyanın gerçekliğinden uzaklaşmasına, hayalle gerçeği ayırt edememesine, var olmayan uyaranlar algılamasına, gerçeklikle uyumlu olmayan düşüncelere katı bir şekilde inanmasına, içe kapanmasına, duygusal olarak donuklaşmasına, anlamsız görünen davranışlarda bulunmasına neden olan, genellikle kronik seyirli psikiyatrik bir hastalıktır.
Şizofreni hastalığı olan bireylerin, kendine bakımları, ailevi ve sosyal ilişkileri, mesleki ya da eğitimle ilgili işlevsellikleri önemli derecede bozulur. Şizofreni kişi, ailesi ve içinde yaşadığı toplum için psikolojik, sosyal ve ekonomik açıdan ağır yük oluşturan önemli bir hastalıktır.
Paranoid:
Dezorganize (Hebefrenik):
Katatonik:
Farklılaşmamış:
Rezidüel:
Şizofreni hastalarında bazı psikiyatrik bozukluklar topluma göre daha sık görülür. Sıklıkla eşlik eden psikiyatrik hastalıklar: Alkol-Madde Kullanım Bozuklukları, Depresyon ve Anksiyete Bozuklukları’dır. Sigara kullanımı ve Alkol- Madde Bağımlılığı oldukça yüksek oranda görülür.
Şizofreni hastalarında bazı tıbbi hastalıklar da sık görülür. Kalp-Damar hastalıkları, Kronik Akciğer Hastalıkları, Diabet (Şeker Hastalığı) gibi hastalıklar genel topluma göre daha sık görülmektedir. Bu nedenle genel tıbbi kontroller de oldukça önemlidir.
Şizofreniyle ilgili bu genel bilgiler bu karmaşık hastalığa ait temel bilgilerin kısa bir özetidir. Unutulmamalıdır ki klinik belirtiler ve süreçte ortak noktalar olsa da her hastanın hastalığı kendine özgüdür. Tanı ve tedavi sürecinde kişiye özgü değerlendirme ve yaklaşım esastır.
Şizofreni belirtilerinden ilk dördü pozitif psikotik belirtiler adıyla anılırken, beşinci belirti negatif psikotik belirtiler adıyla anılır.
Algı, düşünce, konuşma veya davranışlarda hafif düzeyde bozulmalar pek çok psikiyatrik hastalıkta görülebilmektedir. Bunun dışında bazı kişilik bozukluklarında da hafif-orta şiddette bozulmalar görülebilir.
Hatta bazen herhangi bir psikiyatrik bozukluk olmadan da zaman zaman bu alanlarda hafif şiddette bozulmalar meydana gelebilir. Örneğin karanlık, yorgunluk ya da stres altında bazı algı bozulmaları tüm insanlarda görülebilir. Bunlar daha çok illüzyon denilen algısal yanılmalardır. Ya da bazı dönemlerde insanlar etrafta olup bitenleri yanlış yorumlayabilir, kendisiyle ilgili olmayan şeyleri üstüne alınabilir, yersiz şüphelere kapılabilir.
Bunlar her zaman psikiyatrik bir bozuklukla ilişkili değildir. Tüm insanlarda görülebilir. Psikiyatrik bir bozukluktan söz edebilmek için bu belirtilerin şiddetli ve belli bir süre boyunca devam etmesi gerekir. Şizofrenide de yukarda sayılan beş temel belirti oldukça şiddetli ve en azından belli bir süre boyunca kalıcıdır.
Yukarda sayılan beş temel belirti tek başına pek çok farklı psikiyatrik hastalıkta görülebilmektedir. Yani hiçbiri şizofreniye özgü değildir. Şizofreni tanısı koymak için bu beş belirtiden en az iki tanesinin olması, belirtilerin en az 6 aydır devam etmesi ve belirtilerin madde kullanımına veya herhangi bir tıbbi hastalığa bağlı olmaması gerekmektedir.
Şizofrenide temel olarak antipsikotik denilen ilaçlar kullanmaktadır. Bu ilaçlar temelde iki grupa ayrılır: 1. kuşak denilen daha eski olan ilaçlar ile 2.kuşak denilen yeni nesil ilaçlar. Bu ilaçların her birinin ayrı etki ve yan etkileri olmakla birlikte bazı ortak özellikleri vardır.
1. kuşak ilaçlar daha çok beyindeki dopamin reseptörlerini (alıcı) bloke edip pozitif belirtilerde etkiliyken negatif belirtilerde pek etkili değildir. Bazen negatif belirtileri kötüleştirebilmektedir.
2. kuşak ilaçlar beyindeki hem dopamin reseptörlerini hem de bazı bölgelerde serotonin reseptörlerini bloke etmektedir. Bu nedenle hem pozitif belirtilere karşı hem de negatif belirtilere karşı etkili olduğu kabul edilmektedir.
Hareket sisteminin etkilenmesinden kaynaklanan yan etkiler 1. kuşak antipsikotiklerde daha çok görülür. Bunlar kas kasılmaları, kaslarda görülen istemsiz hareketler ya da yerinde duramama, huzursuzluk gibi yan etkilerdir. Kilo alımı ve halsizlik gibi yan etkilerse daha çok 2. kuşak antipsikotiklerde görülür.
Bu ilaçlar kullanılırken bazı yan etkiler görülebilmesine rağmen, tedavide etkili olmaları ve hastalığın seyrine olumlu etkileri nedeniyle hastalığın tedavisinde çok önemli bir yerleri vardır. Her bir yan etki için ayrı tedbirler alınarak farklı stratejiler geliştirilir ve yan etkiler en aza indirilmeye çalışılır.
İlaç tedavilerinin ne kadar kullanılacağı her hasta için ayrı ayrı belirlenir. Bu konuda kararı hastayı takip eden psikiyatri uzmanı vermelidir. Hastalığın şiddeti, başlangıç yaşı, aile öyküsü, alevlenme ve hastaneye yatış öyküleri bulunması gibi faktörler göz önünde bulundurularak karar verilir. Şizofreni’de genel olarak ilaç tedavisinin uzun yıllar boyunca düzenli bir şekilde kullanılması gerekir. Bazen tedavi ömür boyunca devam ettirilir. Hastayı takip eden psikiyatri uzmanına danışmadan ilaç tedavisi kesinlikle kesilmemelidir.
Antipsikotik ilaçlar dışında bazı durumlarda antidepresanlar, duygudurum dengeleyici ilaçlar ve kaygı giderici ilaçlar da kullanılabilmektedir. Ayrıca hastalığın alevlenme gösterdiği dönemlerde Elektro konvülzif tedavi (EKT) de tedavi amacıyla uygulanabilmektedir.
Şizofreni tedavisinde ilaçların yanında psikososyal yaklaşımların da önemli bir yeri vardır. Psikoterapi hastanın yaşadığı sorunların belli bir çözüme kavuşturulması amacıyla alanında uzman bir terapist ile karşılıklı konuşmasına dayanan bir tedavi yöntemidir.
Şizofreni’de pek çok psikoterapi yöntemi uygulanabilmektedir. En sık kullanılan Bilişsel-Davranışçı Terapiler, Destekleyici Psikoterapiler, İç görü Yönelimli Psikoterapiler, Aile Terapileri ve Grup Terapileri’dir. Bunlar dışında sosyal ve mesleki beceri kazandırma eğitimleri gibi psikososyal yaklaşımlar da kullanılmaktadır.
Psikososyal yaklaşımlarda amaç öncelikle hastanın ve ailesinin hastalık hakkında gerekli ve yeterli bilgiyi edinmesini sağlamak ve gerçek olmayan bilgileri işlevsiz kılmaktır. Bu yolla aynı zamanda hastalığa karşı iç görü kazandırılmaya çalışılır.
Bunun yanında;
Şizofreni tedavisindeki önemli bir psikososyal yaklaşım da Gündüz Hastaneleri’dir. Hasta gündüz saatlerinde düzenli bir şekilde bu hastanelere giderek belli beceriler edinmek amacıyla kurslara katılır, sosyalleşir ve çeşitli sorumluluklar üstlenir.
Şizofreni Hastalarının Ailelerine Yönelik Psikoeğitim
Şizofreni ile başa çıkmada en önemli desteklerden birini aile bireyleri ve arkadaşlar oluşturmaktadır. Şizofreni sevdiğiniz kişi kadar zaman zaman sizi de zorlayabilir. Böyle bir durumda yardım istemeniz hem sizin hem de yakınınızın tedavisinin olumlu seyri için önem taşımaktadır.
Şizofreni tedavisinde aile neden rol almalı? Şizofrenide aileye düşen görevler nelerdir? Şizofreni doğasını nasıl daha iyi anlarım?
Özel Moodist Hastanesi Medikal Ekibi tarafından düzenlenen “Şizofreni Hastalarının Ailelerine Yönelik Psikoeğitim” programımıza aşağıdaki formdan kayıt olabilirsiniz.




WhatsApp us