Depresyon

Tedavi görmeyen depresyonlu kişilerde beynin bazı bölgelerinin küçüldüğü de çeşitli araştırmalarla gösterilmiştir.

Depresyon nedir? Depresyona yol açan başlıca faktörler nelerdir?

Depresyon, ya da tıbbi adıyla majör depresyon, beyin kimyasının ve bazı beyin işlevlerinin ciddi olarak bozulduğu, ayrıca beyin bölgelerinin bazı bölümlerinin de hacimsel olarak küçülmesine yol açan bir durumdur. Depresyon, karmaşık bir süreç ve çok girift etkileşimler sonucu ortaya çıkar. Kalıtım, çocuklukta yaşanan olumsuz olaylar, erişkin dönemdeki stres veren yaşam olayları, çevresel ve biyolojik etkenler, depresyonda rol oynayan faktörlerdendir.

Depresyon hangi belirtilerle görülmektedir?

Az önce bahsettiğimiz, kişinin sinir sisteminde meydana gelen bu değişiklikler, depresyon belirtilerini ortaya çıkartmaktadır. Yaşam enerjisinin azalması, hayattan zevk alma kapasitesinde düşüş, uyku ve iştahın bozulması, zihnin yavaş çalışması, depresyonla meydana gelen biyolojik değişikliklerin sonucunda ortaya çıkan depresyon belirtileridir.
Depresyonu, normal bir üzüntü ya da stres durumundan ayıran özellik, kişinin biyolojik ve psikolojik baş etme mekanizmalarının çökmesi ve mevcut stresle baş edemez hale gelmesidir.

Son araştırmalar, bazı genlerin kişiyi streslere karşı daha dayanıklı, bazılarının ise daha dayanıksız yaptığını; çocukluk döneminde yaşanan iyi ve kötü olayların kişinin sinir hücrelerinin gelişim yönünü belirlediğini, yine çevresel şartların kişinin genetik yapısının dışa vurumunu değiştirdiğini, bazı temel besinlerin yetersiz olmasının ya da hormonal düzensizliklerin de sinir sisteminin işleyişini bozduğunu göstermektedir.

Ayrıca tedavi görmeyen depresyonlu kişilerde, beynin bazı bölgelerinin küçüldüğü de çeşitli araştırmalarla gösterilmiştir. Kısacası; psikolojik ve sosyal süreçleri insan bünyesinden bağımsız düşünemeyiz. Bu süreçlerin hepsi, sonuçta insan bünyesinde belli bazı ortak noktaları bozmaktadır. Tıbbi anlamda depresyona girmiş kişi, ciddi bir beyinsel problem yaşamaktadır.

Depresyon hastalığı beyin dışında vücutta başka organlara da zarar verebilir mi?

Depresyon hastalığının mekanizması beyin üzerinden yürümektedir. Ancak kişinin her yönden işlevselliğine ve bedensel fonksiyonlarına ciddi zarar verebilir. Depresyon yaşayan kişiler, sosyal, mesleki, ailesel vb alanlarda da önemli kayıplara uğramaktadırlar.  Yine depresyondaki insanlarda, kalp damar hastalıkları, şeker hastalığı ve vücudun biyolojik savunma sisteminin zayıflamasına bağlı hastalıklar daha fazla görülmekte, mevcut bedensel hastalıklarının (hipertansiyon, kalp hastalıkları diyabet vb) gidişatı da kötüleşebilmektedir. Elimizdeki bilimsel veriler, depresyonun gerçek bir tıbbi hastalık olduğunu kanıtlamaktadır.

Depresyonun tedavisi nasıldır?

Depresyon tedavisindeki birinci seçeneğimiz, antidepresan ilaçlar ve psikoterapidir. Çok kez tekrarlamış, kronikleşmiş ya da daha önceden tedavisi eksik kalmış depresyon hastalarının tedavileri zor olabilmektedir. Bu durumlarda antidepresanların yanına, kendisi tek başına antidepresan olmayan ancak onların etkilerini güçlendiren ilaçlar ekleyebiliyoruz. Bazen depresyonun tamamen düzelmesi birkaç ilaç değişikliğinden sonra olabiliyor. Psikoterapiler de, özellikle uzun vadede depresyonun tekrarlama riskini azaltmak için son derece önemlidir.

Antidepresan ilaçlar bağımlılık yapar mı?

Antidepresanlar kesinlikle bağımlılık yapmaz. Çünkü antidepresanlar, bağımlılık yapıcı maddelerden farklı olarak, keyif hali oluşturmazlar. Uzun vadede ve yavaş bir şekilde patolojik mutsuzluk halini kaldırarak kişiyi normale döndürürler. Oysa bağımlılık yapıcı maddeler, alınır alınmaz kişiyi yalancı ve yersiz bir keyif durumuna sokarlar. Bağımlılık yapıcı maddeler gerçekten uzak bu hali, beyindeki doğal biyolojik mekanizmaları bozarak sağlarlar. Antidepresanlar ise stres nedeniyle bozulan ve kişilerin anormal tepkiler vermelerine neden olan sinirsel mekanizmaları onararak gerçekle uyum sağlamalarını temin ederler.

Bir insanın bir ilacı sürekli alması da ona bağımlı olduğu anlamına gelmez mi?

Hayır gelmez. Tıbbi anlamda bağımlılık, kişinin kendisine çeşitli yönlerden zarar vermesine rağmen, bir maddeyi kullanmaya devam etmesidir. Örneğin, kişi fazla alkol aldığı için ailevi hayatı zarar görmesine rağmen, alkolün verdiği keyiften vazgeçemeyip içmeye devam ediyorsa, buna alkolizm denir. Bu kişinin alkol almadığı zaman yoksunluk belirtileri göstermesi şart değildir. Yani bağımlılıkta püf nokta, zararlı sonuçlarına rağmen bir maddeyi kullanmaya devam etmektir. Bunun sebebi de bu maddelerin verdiği hazdır.

Antidepresan ilaçlarda böyle bir durum söz konusu değildir. Antidepresanlar, alınır alınmaz insana mutluluk vermez. Morali iyi birisi aldığında, onu da daha keyifli yapmaz. Sadece depresyondaki kişiyi haftalar içinde normale döndürür.

Depresyonda genetik etkenlerin varlığından da söz ettiniz. Kendisi de depresyon geçirmiş olan ebeveynler, çocuklarını depresyondan koruyabilirler mi?

Depresyonu engellemek için uygulanacak özel bir yöntem yoktur. Sağlıklı, kendisiyle barışık, sorumluluk sahibi, zorluklarla baş edebilecek güçte bir çocuk yetiştirmek için bir anne babaya düşen sorumluluklar nelerse yapılacak olanlar bunlardır. Çocuk strese ve depresyona girmesin diye her istediğinin yapılması, kısıtlama getirilmemesi, sorumluluk verilmemesi gibi uygulamalar, çocukta kişilik problemlerine yol açar ki; bu da depresyona girme riskini daha da arttırır.

Bize Ulaşın