MOODIST’e geldiğiniz zaman neler göreceksiniz, detayları öğrenin.


Öncelikli olarak belirtmek gerekir ki madde bağımlılığı zayıf irade meselesi değildir. Bağımlılık bir beyin hastalığıdır. Beyinde ödül merkezinin uyarılması, bazı beyin uyarımı yapan öz maddelerin seviyelerindeki değişimler bağımlılığın gelişimindeki ana yollar olarak bilinmektedir. Bağımlılık yapıcı maddeler çocuk ve ergen beynini yetişkin beynine göre çok daha fazla etkilemektedir. Çünkü çocuk ve ergen beyni gelişmeye devam etmektedir.
Madde bağımlılığında mutlak etkin faktörler olmamasına karşın ailesel özellikler, çevresel ve sosyoekonomik faktörler, davranış sorunları, olumsuz çocuk veya ergenlik deneyimleri ve travma madde kullanım riskini artırmaktadır. Özellikle 15 yaşından önce alkol kullanımının başlaması geç ergenlik döneminde fazla alkol kullanımını ve bunun beraberinde madde kullanımı ve/veya madde bağımlılığını getirebilmektedir.
Ailede madde kullanım öyküsü veya madde bağımlılığı , ailede var olan psikiyatrik rahatsızlıklar, aile içi şiddet, ebeveyn kaybı, otoriter ebeveyn, fazla koruyucu ebeveyn gibi ailesel özellikler; gelir durumu, madde bağımlılığının riskli olduğu semtlerde oturmak gibi çevresel faktörler; stres ile başa çıkmakta güçlük, özgüven düşüklüğü, dürtüsellik, saldırgan davranışlar, otoriteye karşı olma gibi davranış sorunları; değersizlik ve umutsuzluk duyguları, aile içi kötü ilişkiler ve başarısızlık gibi olumsuz çocukluk veya ergenlik deneyimleri çocuk ve ergenlerde madde bağımlılığı için risk oluşturan etmenler arasındadır.
Çocuk ve ergenlerin kullandıkları maddeler erişkinlerin kullandıkları maddelerden farklılık göstermemektedir ancak birçok araştırma verisine göre çocuk veya ergenler öncelikli olarak alkol ve sigara gibi maddeleri kullanmaktadır. Alkolde bira ve şaraptan sonra daha sert içkiler olan rakı ve viski tercih edilmekte; bunu takiben esrar ve daha sonra yasa dışı maddeler kullanılmaktadır. Cinsiyete, kültüre, ergenin içinde bulunduğu duruma göre bu süreç değişkenlik gösterebilmektedir. Diğer araştırma verilerine göre de yetişkinlik döneminde madde kullanımı çocuk veya ergenlik dönemindeki madde kullanımına göre daha düşük bulunmuştur. Bu da çocuk veya ergenlerin madde bağımlılığı açısından riskli bir profilde olduğunu bize düşündürmektedir.
Çocuk ve ergenler, dürtüselliğin heyecan arama davranışının veya “bana bir şey olmaz” tarzı düşünce yapısının yoğun olması sebebiyle uyuşturucu maddeleri daha kolay kullanabilmektedirler. Bu nedenle birçok riskli davranışı olabilmektedir. Çocuk ve ergenlerde madde kullanımı önce deneme sonra düzenli kullanma, günlük kullanım ve bağımlılık şeklinde bir seyir izlemektedir.
Madde bağımlılığı olan çocuk ve/veya ergeni hemen anlamak kolay bir iş değildir. Çocuk ve ergenlerde madde kullanımı kişinin sosyal, psikolojik ve fiziksel doğasını etkilemektedir. Maddenin türüne ve şiddetine göre de çocuğun veya ergenin verdiği tepkiler değişiklik gösterebilmektedir.
Çocuk ve ergenlerde bağımlılık yapan maddeler, uyuşturucu, uyarıcı ve hayal gördürücü olarak ayrılabilir ve her maddenin birbirinden farklı göstergeleri vardır. Göstergeleri anlamak için her maddeyi ayrı ele almak gerekmektedir ama madde bağımlısı olan bir çocuk ve/veya ergen maddenin tesirindeyken genellikle eve gitmez hatta aile içi iletişimin olabileceği çoğu ortamdan uzak durur dolayısıyla bu göstergelere bakarak ailenin anlaması güç olabilir.
Çocuk ve ergenlerde madde bağımlılığı genellikle fiziksel belirtiler ve sıkıntılar ile başlayabilmektedir. Birey çok fazla hastalanabilmekte, madde yoksunluğu olduğu zamanlarda krize girebilmekte, tolerans gelişimi sebebiyle de kullandığı madde miktarı yetmemeye başlayabilmekte ve daha fazla madde kullanmak isteyebilmektedir. Kullandığı madde türüne göre de bedeninde yara dediğimiz bazı izler oluşabilir, solgun gözükebilir, cilt problemleri yaşayabilir.
Çocuk ve ergenlerde madde bağımlılığını sadece fiziksel belirtilere göre anlamak kolay bir iş değildir. Ebeveynler çocuklarının sosyal, psikolojik ve fiziksel özelliklerini sık sık takip etmelidirler.
Madde bağımlılığı olan bir bireyin davranışsal belirtileri ise aşağıda sıralanmaktadır;
Beyin ergenlik döneminde gelişmeye devam eder. Dolayısıyla karar verme ve dürtü kontrolü gibi yürütücü işlevleri kontrol eden devreler, en geç olgunlaşanlar arasındadır ve bu da uyuşturucu kullanımına karşı riski artırır. Erken uyuşturucu kullanımı, madde kullanım bozukluklarının ve madde bağımlılığının daha sonra gelişmesi için güçlü bir risk faktörüdür ve ayrıca diğer ruh ve akıl hastalıklarının daha sonra ortaya çıkması için de bir risk faktörü olarak değerlendirilebilir.
Çocuk ve ergenlerde madde bağımlılığının beraberinde gelişen psikiyatrik hastalıklar;
Depresyon, çocuk ve ergenlerde madde bağımlılığı ile en sık birlikte görülen bozukluktur. Kişide var olan depresyona davranış problemleri eşlik edebilmekte ve dolayısıyla da bağımlılık tedavisi olumsuz etkilenebilmektedir.
Yukarıdaki belirtilere ek olarak davranım bozukluğu, toplumsal ve/veya sosyal normları ihmal etmesi ve buna bağlı olarak da başkalarının haklarını çiğnemesi şeklinde açıklanabilir. Davranım bozukluğunun kadınlara kıyasla erkeklerde daha fazla olduğu araştırmalar arasındadır. Çocuk ve ergenlik döneminde önlenemeyen davranım bozukluğu, yetişkinlikte “antisosyal kişilik bozukluğu” şeklinde de karşımıza çıkabilmektedir. Dolayısıyla erken yaşta madde kullanımı veya madde bağımlılığı daha sonraki suç işleme veya suça karışma davranışlarıyla ilişkili bulunmuştur.
Ergenlerde madde bağımlılığının tedavisi için öncelikli olarak madde kullanımının şiddeti tespit edilir. Madde bağımlılığının şiddetini belirlemek için referans aldığımız bazı belirtiler şiddeti ölçmek için kullanılabilmektedir.
Madde Bağımlılığını, hafif orta ve şiddetli olmak üzere 3’e ayırmamız mümkündür.
Çocuk veya ergen madde kullanımını veya madde bağımlılığının kişide yarattığı etkileri fark etmişse öncelikli olarak bilgilendirme yapılır ve danışmanlık verilir. Bu danışmanlığın ve bilgilendirmenin amacı madde kullanımının artmasını engellemektir. Eğer çocuk veya ergen kabul ederse madde kullanılmaması konusunda anlaşma yapılır ve buna bağlı olarak da maddeyi reddedememesinin altındaki zorluklar, madde kullanımından kaçınmak için yaşam tarzındaki düzenlemeler hakkında konuşulur ve bilgilendirilir.
Madde kullanımı bazen stres ve duygusal durumlarla başa çıkma aracı olarak kullanılabilir böyle durumlarda çocuk veya ergenle başa çıkma mekanizmaları üzerinde konuşulması önemlidir. Madde bağımlılığında grup terapileri veya kendine yardım grupları etkili olabilmektedir hatta tedavi sürecine ailenin de katılması tedavinin bütünlüğü açısından önemli görülmektedir.
Birey yoğun madde kullanımından sonra, madde ile ilgili aşırı bir zihinsel meşguliyet gösterebilir bu da bize madde bağımlılığını düşündürebilir. Bu tarz durumlarda çocuk veya ergenin hastaneye yatarak tedavi olması, madde kullanma isteğinin azaltılması, dürtülerinin stabil hale getirilmesi, yoksunluğunun getirdiği fiziksel semptomların tedavi edilmesi öncelikli hedefler arasındadır. Özellikle madde bağımlılığına eşlik eden fiziksel veya psikiyatrik bir hastalık varsa madde bağımlılığı tedavisinin öncelikli olarak yatarak tedavi edilmesinin daha uygun olduğu öngörülür. Özetlersek, yapılandırılmış ve destekleyici tedaviler, ergenin madde kullanma isteğini ve dürtüsel davranışlarını sınırlandırılmasına yardımcı olur.
Madde kullanımını önleme, ebeveynlerin çocuklarıyla zor konular hakkında nasıl konuşacaklarını öğrenmesiyle başlar.
Önleme Ebeveynlerle Başlar
Ebeveynlerin davranışları ile çocuk ve ergenlerin davranışları arasında güçlü bir bağ vardır. Çocuğunuzun uyuşturucu kullanmayacağının garantisi yoktur, ancak aşağıdaki durumlarda uyuşturucu kullanma olasılığı çok daha düşüktür:
Bu sayfadaki bilgiler Özel Moodist Hastanesi Medikal Ekibi tarafından hazırlanmıştır.


