Geleneksel yöntem “ninni”nin ardındaki bilimsel gerçek
- Ana Sayfa
- Geleneksel yöntem “ninni”nin ardındaki bilimsel gerçek
MOODIST’e geldiğiniz zaman neler göreceksiniz, detayları öğrenin.

Bu içerik Moodist Psikiyatri Hastanesi'nin psikiyatri, nöroloji ve psikoloji uzmanlarından oluşan klinik ekibi tarafından incelenmiş ve onaylanmıştır. Güncel bilimsel literatür ile klinik pratiğe dayanmaktadır.
Annelerin ağlayan bebeklerini sakinleştirmek için içgüdüsel olarak başvurduğu ninnilerin arkasında güçlü bir bilimsel gerçek yatıyor. Araştırmalar ve uzman görüşleri; ninninin bebeklerde yalnızca anlık bir rahatlama sağlamadığını, genel ruh halini iyileştirdiğini, prematüre bebeklerde oksijen seviyesini artırdığını ve güvenli bağlanmayı desteklediğini gösteriyor.
Hepimiz annelerimizden ninni dinlemişizdir. Ninni… Ne kadar yumuşak ve insanı iyi hissettiren bir kelime değil mi? Düşünün ki bir annesiniz ve kucağınızda bebeğiniz var, ağlıyor… Kendi deneyimimden gördüğüm iç güdüsel olarak ninni söylemeye başlıyorsunuz ve bebeğinizin en krizli anlarında dahi söylediğiniz ninni sizi ve bebeğinizi hızlıca yatıştırabiliyor. Bu mucizevi yöntem her durumda işe yaramasa da çok büyük oranla karşılık buluyor. O anlarda iç güdüsel olarak ağzınızdan dökülen ninnin sakinleştirici etkisinin aslında bilimsel bir karşılığı var yapılan bir araştırmaya göre, bebeğinize şarkı söylemek bebeğin ruh halini önemli ölçüde iyileştirebilir.
Yale Çocuk Çalışmaları Merkezi tarafından yürütülen bu araştırma, ebeveynlerin bebeklerine daha sık şarkı söylemesinin onların sağlığı ve ruh hali üzerindeki etkilerini inceliyor. Dört aydan küçük bebeği olan 110 ebeveynin katıldığı dört haftalık çalışmada, şarkı kitapları ve eğitici videolarla desteklenen ebeveynlerin bebeklerine şarkı söyleme süreleri artırıldı. Araştırma sonucunda ebeveynlerin, yönlendirilmedikleri halde müziği en çok huysuzlanan bebeklerini sakinleştirmek için sezgisel olarak kullandıkları görüldü. En dikkat çekici bulgu ise şarkı söylemenin, bebeklerde sadece anlık bir rahatlama sağlamayıp genel ruh hallerinde de belirgin ve ölçülebilir bir iyileşmeye yol açması oldu. Bu kısa süreçte ebeveynlerin kendi ruh hallerinde doğrudan bir değişim gözlemlenmese de bebeğin huzurlu olmasının aile sağlığına dolaylı olarak katkı sağlayacağı öngörülüyor. Ebeveynler ninni söyleyerek bebeklerine net bir sinyal gönderiyor: “Yanındayım, seni duyuyorum, seni koruyorum ve ben varken işler o kadar da kötü olamaz.”
Bebeklere şarkı söylemenin en önemli faydalarından biri oksijen doygunluk seviyelerinin iyileşmesidir. Yapılan bir başka araştırmada annelerinin ninni söylemesini dinleyen prematüre bebeklerin oksijen seviyelerinin daha iyi olduğu ve şarkı söylemenin beslenme hacimlerini de artırabileceği, bunun da vücutlarının düzgün çalışması için önemli olduğu ortaya çıktı. Şarkı söylemek ayrıca bebeklerde duygusal uyarılmayı ve ağlamayı azaltarak daha dinlendirici bir uykuya katkıda bulunur.
Klinik Psikolog Gamze Gülsoy Ragıpoğlu’na bu araştırmalardan hareketle ninnin bebekler üzerindeki etkilerini sordum. İşte aldığım yanıtlar…
Bebekler henüz duygularını kendi başlarına düzenleyebilecek gelişimsel kapasiteye sahip değildir. Yorulduklarında, korktuklarında, huzursuz olduklarında ya da aşırı uyarıldıklarında sakinleşmek için yetişkinin desteğine ihtiyaç duyarlar. Ninni bu noktada bir tür duygusal düzenleme aracına dönüşebilir. Ninninin ritmik ve tekrarlayıcı yapısı bebeğin dikkatini toplamasına ve çevresindeki yoğun uyaranlardan uzaklaşmasına yardımcı olabilir. Özellikle yumuşak, yavaş ve tahmin edilebilir bir ses tonu bebeğe “burada güvendesin, yanında biri var” mesajını sözlerden bağımsız olarak verebilir. Ayrıca ebeveynin sesindeki melodi, ritim ve duygusal ton bebeğin fizyolojik uyarılmışlığının azalmasına ve sakinleşmesine katkıda bulunabilir. Bu nedenle ninni, bebeğin yalnızca uykuya geçişini değil, genel olarak sakinleşmesini ve olumlu bir duygusal duruma geçmesini destekleyen bir etkileşim olarak düşünülebilir. Burada önemli olan yalnızca hangi ninninin söylendiği değil, nasıl söylendiğidir. Ebeveynin bebeğe yakın olması, göz teması kurması, onu kucağına alması ve sesini bebeğin ihtiyacına göre yumuşatması ninninin duygusal etkisini güçlendirir.
Güvenli bağlanmanın temelinde bebeğin ihtiyaç duyduğunda bakım veren kişinin ulaşılabilir, duyarlı ve tutarlı olduğunu deneyimlemesi vardır. Ninni söylemek de bu deneyimi destekleyen günlük ve doğal etkileşimlerden biri olabilir. Bir ebeveyn bebeğinin ağladığını fark edip onu kucağına aldığında ve sakin bir sesle ninni söylediğinde aslında şu mesajı iletir: “Seni fark ediyorum, neye ihtiyacın olduğunu anlamaya çalışıyorum ve senin yanındayım.” Bebek açısından tekrar tekrar yaşanan bu küçük deneyimler oldukça değerlidir. Çünkü bağlanma tek bir davranışla değil, zaman içinde tekrarlanan binlerce güven ve yakınlık deneyimiyle oluşur. Ninni aynı zamanda ortak dikkat ve duygusal eşzamanlılık yaratır. Ebeveynin sesi, bebeğin bakışı, bedensel teması ve ritmi aynı etkileşim içinde buluşur. Bu karşılıklı uyum, bebeğin “benim duygum başka bir insan tarafından fark edilebilir ve düzenlenebilir” şeklindeki erken sosyal deneyimlerinin bir parçası olur. Dolayısıyla ninniyi tek başına güvenli bağlanmayı oluşturan bir yöntem olarak görmek doğru olmaz. Ancak sıcak, duyarlı ve tutarlı ebeveyn-bebek etkileşimlerinin bir parçası olarak güvenli bağlanmayı destekleyen anlamlı bir araç olabilir.
Burada biraz daha dikkatli olmak gerekir. “Ninni dinleyen çocuk ileride daha iyi duygu düzenler” şeklinde doğrudan ve kesin bir sonuç çıkarmak bilimsel olarak doğru değildir. Ancak bebeklik dönemindeki tekrarlanan duygusal düzenleme deneyimlerinin ilerleyen yıllardaki öz-düzenleme becerilerinin gelişimi açısından önemli olduğu söylenebilir. Bebek önce kendi başına sakinleşemez; bir yetişkinin yardımıyla sakinleşir. Gelişim sürecinde bu dışarıdan sağlanan düzenleme deneyimleri zamanla çocuğun kendi kendisini düzenleme kapasitesinin gelişmesine katkıda bulunur. Psikolojide bunu “birlikte düzenleme”den “öz-düzenleme”ye doğru ilerleyen bir süreç olarak düşünebiliriz. Örneğin huzursuzlanan bir bebeğin ebeveyni onu kucağına alıyor, yumuşak bir sesle konuşuyor, ritmik biçimde sallıyor ve ninni söylüyorsa bebek tekrar tekrar sakinleşme deneyimi yaşıyor. İlerleyen yıllarda çocuk bu deneyimlerin üzerine kendi sakinleşme stratejilerini geliştirmeye başlıyor. Bu nedenle ninninin asıl değerini yalnızca müziğin kendisinde değil, müziğin ilişki içinde kullanılışında görmek gerekiyor. Ninni; temas, ses, ritim, yakınlık, güven ve ebeveynin duyarlılığıyla birleştiğinde bebeğin duygusal gelişimini destekleyen bir iletişim biçimine dönüşüyor. Belki de bu nedenle ninnilerin yüzyıllardır farklı kültürlerde varlığını sürdürmesinin önemli nedenlerinden biri, onların yalnızca çocukları uyutması değil; “yanındayım” duygusunu çocuğa hissettiren çok güçlü bir ilişki dili olmasıdır.
Ninni, insanlık tarihinin belki de en eski çocuk yetiştirme araçlarından biridir. İlginç olan, bilimsel araştırmaların da ninninin yalnızca kültürel bir gelenek olmadığını düşündüren bulgular ortaya koymasıdır. Prematüre bebekler üzerinde yapılan randomize kontrollü bir çalışmada, 29-34 gebelik haftaları arasında doğmuş 66 bebek üç gruba ayrılmıştır. Bir grup Brahms’ın ninnisini, bir grup kendi annesinin kaydedilmiş ninnisini dinlerken diğer grup yenidoğan yoğun bakım ünitesindeki standart ortam koşullarında izlenmiştir. Araştırmada bebeklerin oksijen satürasyonları değerlendirilmiş ve özellikle ses uygulamasından sonraki dönemde gruplar arasında anlamlı farklılıklar gözlenmiştir. Çalışmanın yazarları, düzenli ve yapılandırılmış seslerin prematüre bebeklerde kısa dönem fizyolojik yanıtlar üzerinde olumlu etkileri olabileceğini bildirmiştir. Burada önemli bir noktayı vurgulamak gerekir: Bu çalışma “ninni dinleyen bebeğin beyni daha iyi gelişir” sonucunu doğrudan göstermemektedir. Araştırılan sonuç beyin gelişimi değil, oksijen satürasyonu gibi fizyolojik bir göstergedir. Ancak çalışma bize gelişmekte olan bebeğin sinir sisteminin ses çevresine ne kadar duyarlı olabileceğine ilişkin önemli bir pencere açmaktadır.
“Ses bebeğin gelişimini destekliyorsa daha çok ses daha iyidir” diye düşünmek doğru olmaz. Özellikle prematüre bebeklerde aşırı ve düzensiz gürültü tam tersine stres oluşturabilir. Yenidoğan yoğun bakım ortamındaki alarm, cihaz, kapı ve insan sesleri gibi kontrolsüz uyaranların bebeğin uyku düzenini ve fizyolojik dengesini olumsuz etkileyebileceği uzun zamandır bilinmektedir. Verdiğimiz çalışmada da “gürültü” ile “yapılandırılmış ses” arasında özellikle ayrım yapılmaktadır. Bebek beyni için önemli olan yüksek ses veya sürekli uyarılmak değil; güvenli, öngörülebilir ve sosyal anlam taşıyan seslerle karşılaşmaktır. Bu açıdan annenin veya babanın sesi, bebeğe söylenen bir ninni, yumuşak bir konuşma ya da aynı tekerlemenin tekrar edilmesi; televizyondan veya telefondan gün boyunca gelen sürekli arka plan sesinden çok farklıdır.
Bebeğinize şarkı ve ninni söyleyin. Aynı şarkıları tekrar etmekten çekinmeyin. Bebeğiniz ses çıkardığında ona cevap verin. Mümkün olduğunca arka plan gürültüsünü azaltın. Ve belki de en önemlisi: Sesinizi güzel bulup bulmamanızın bebeğiniz açısından hiçbir önemi yoktur. Bir bebeğin ihtiyaç duyduğu şey kusursuz bir ses değil, tanıdığı bir sestir. Bebeğin dünyasında ninni; ses, ritim, güven, ilişki ve öğrenmenin aynı anda buluştuğu son derece zengin bir deneyimdir.
Bu içerik faydalı oldu mu?Görüşünüz içeriklerimizi geliştirmemize yardımcı olur.
Geri bildiriminiz için teşekkürler!
Konuyla ilgili uzman desteği almak ister misiniz?
Görüşlerinizi bizimle paylaşın
Hangi konuda daha fazla bilgi almak isterdiniz? Geri bildiriminiz içeriğimizi geliştirmemize katkı sağlar.
Teşekkürler, WhatsApp açılıyor!
Mesajınız hazırlandı. Göndermek için WhatsApp'tan onaylayın.
Bu içerik Özel Moodist Psikiyatri Hastanesi'nin psikiyatri, nöroloji, klinik psikoloji ve bağımlılık tedavisi alanlarında uzmanlaşmış klinisyenlerinden oluşan ekibi tarafından hazırlanmıştır. Tüm içerikler güncel bilimsel literatür temel alınarak oluşturulmakta ve düzenli olarak güncellenmektedir.
Şu an çevrimiçi · Bugün randevu alınabilir
Bugün nasıl
hissediyorsunuz?
Uzman ekibimiz size en kısa sürede yardımcı olmaya hazır.
7/24 Acil
Psikiyatri
Kriz anında yanınızdayız. Bizi hemen arayın.
35+ uzman,
tek çatı altında
Psikiyatri, nöroloji, psikoloji ve bağımlılık tedavisi.
Aynı gün
görüşme imkânı
Online veya telefonla kolayca randevu oluşturun.
T.C. Sağlık Bakanlığı Ruhsatlı · AMATEM Yetkili · Anlaşmalı Kurumlar Kabul Edilir