DEHB’de Davranış Problemleri: Ödül mü, Ceza mı?
- Ana Sayfa
- DEHB’de Davranış Problemleri: Ödül mü, Ceza mı?
MOODIST’e geldiğiniz zaman neler göreceksiniz, detayları öğrenin.

Bu içerik Moodist Psikiyatri Hastanesi'nin psikiyatri, nöroloji ve psikoloji uzmanlarından oluşan klinik ekibi tarafından incelenmiş ve onaylanmıştır. Güncel bilimsel literatür ile klinik pratiğe dayanmaktadır.
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu çocukluk döneminde en sık görülen nörogelişimsel bozukluklardan biridir. Genellikle dikkat eksikliği, hiperaktivite ve dürtüsellik belirtileriyle tanımlansa da; günlük yaşamda aileleri en çok zorlayan alanlardan biri davranış problemleridir. Çünkü DEHB yalnızca “hareketli olma” ile sınırlı değildir. Çocuğun duygu düzenleme becerilerini, dürtü kontrolünü, sosyal ilişkilerini, akademik işlevselliğini ve kurallara uyumunu da etkileyebilmektedir.
Davranış problemleri çoğu zaman “şımarıklık”, “inatçılık” ya da “söz dinlememe” olarak yorumlansa da, araştırmalar DEHB’de görülen birçok davranışın beynin yürütücü işlevlerindeki farklılıklarla ilişkili olduğunu göstermektedir. Özellikle dürtü kontrolü, planlama, dikkat sürdürme, davranışın sonucunu öngörme ve duygusal regülasyon alanlarındaki zorlanmalar; çocuğun davranışlarını organize etmekte güçlük yaşamasına neden olabilmektedir. Bu nedenle DEHB’de davranış problemlerini değerlendirirken yalnızca davranışın kendisine değil, davranışın altında yatan işlevlere de bakmak gerekir.
DEHB’de en sık görülen davranış problemlerinden biri dürtüselliktir. Dürtüsellik; çocuğun davranışını durdurup düşünmeden harekete geçmesi, sonucunu değerlendirmeden tepki vermesi anlamına gelir. Bu çocuklar:
Özellikle okul ortamında öğretmenler tarafından “sabırsız”, “aceleci” ya da “kurallara uymayan” olarak tanımlanabilirler. Ancak burada temel sorun çoğu zaman “istememek” değil; davranışı durdurup organize etmekte yaşanan nörobilişsel zorlanmadır.
DEHB’li çocukların önemli bir kısmında duygu düzenleme problemleri de görülmektedir. Çocuk;
Özellikle yoğun duygusal anlarda dürtü kontrolü daha da zorlaşabilmektedir. Bu nedenle bazı çocuklar sakinleştikten sonra davranışlarından pişmanlık duyabilmekte ve “Ben aslında yapmak istemedim” diyebilmektedir.
DEHB’de görülen davranış problemleri çoğu zaman kurallarla ilgili alanlarda belirginleşmektedir. Çocuk:
Aileler bazen bunu “inadına yapıyor” şeklinde yorumlayabilmektedir. Ancak özellikle dikkat sürdürme ve çalışma belleği sorunları nedeniyle çocuk verilen yönergeyi aklında tutmakta zorlanabilir. Örneğin “Odanı topla, dişini fırçala ve pijamalarını giy” gibi çok aşamalı yönergelerde çocuk ilk aşamayı unutup başka bir uyaranla dikkati dağılabilir. Bu durum dışarıdan “umursamazlık” gibi görünse de çoğu zaman yürütücü işlev zorluklarıyla ilişkilidir.
Bazı DEHB’li çocuklarda zaman içerisinde karşı gelme davranışları gelişebilmektedir. Özellikle sık eleştirilen, başarısızlık yaşayan veya sürekli düzeltmeye maruz kalan çocuklarda öfke birikimi oluşabilmektedir. Bu çocuklar:
Burada önemli nokta, her karşı gelme davranışının doğrudan “karşıt olma-karşı gelme bozukluğu” anlamına gelmediğidir. Bazen çocuk yoğun bir şekilde kontrol altında hissettiğinde ya da başarısızlık algısı arttığında savunmacı davranışlar geliştirebilir. Araştırmalar, DEHB’ye eşlik eden karşıt olma davranışlarının aile içi stres ve olumsuz ebeveyn-çocuk etkileşimleriyle de ilişkili olabileceğini göstermektedir.
DEHB yalnızca ev içinde değil, akran ilişkilerinde de davranışsal zorlanmalara yol açabilmektedir. Çocuk:
Bu nedenle bazı çocuklar akranları tarafından “rahatsız edici”, “fazla hareketli” ya da “agresif” olarak algılanabilmektedir. Zaman içerisinde dışlanma deneyimleri yaşayan çocuklarda özgüven problemleri, kaygı ve öfke davranışları artabilmektedir. Özellikle sosyal ipuçlarını okumakta zorlanma ve dürtüsel davranışlar akran ilişkilerini olumsuz etkileyebilmektedir.
Okul ortamı, DEHB belirtilerinin en görünür hale geldiği alanlardan biridir. Öğretmenler sıklıkla:
Bu davranışlar zamanla çocuğun “yaramaz öğrenci” etiketi almasına neden olabilmektedir. Oysa birçok DEHB’li çocuk aslında başarısız olmak istememekte; ancak dikkat ve organizasyon becerilerindeki zorlanmalar nedeniyle performansını sürdürememektedir. Özellikle sürekli olumsuz geri bildirim almak, akademik özgüveni ciddi biçimde etkileyebilmektedir.
DEHB’de davranış problemleri çoğu zaman yalnızca “istemli kötü davranış” değildir. Araştırmalar bu problemlerin:
Özellikle anlık ödüle duyarlılık ve beklemekte zorlanma, çocuğun davranışlarını düzenlemesini güçleştirebilmektedir. Bu nedenle davranış problemlerini yalnızca disiplin eksikliği üzerinden değerlendirmek yetersiz kalabilmektedir.
Ödül mü Ceza mı ?
Birçok ebeveyn, çocuğun davranış problemleri arttıkça daha sert sınırlar koyma, bağırma, cezalandırma ya da ayrıcalıkları tamamen kaldırma eğilimine girebilmektedir. Ancak araştırmalar, DEHB’de cezaya dayalı yaklaşımın uzun vadede etkili olmadığını göstermektedir. Bunun temel nedenlerinden biri, DEHB’de beynin ödül sistemi ve davranışın sonucunu değerlendirme süreçlerinde farklılıklar görülmesidir. DEHB’li çocuklar genellikle anlık geri bildirime daha duyarlıdır ve davranışlarının uzun vadeli sonuçlarını organize etmekte zorlanabilirler. Bu nedenle yalnızca “yanlış davranışı cezalandırmak”, çocuğun neyi doğru yapması gerektiğini öğrenmesini her zaman sağlamaz.
Davranışçı yaklaşımlar ve ebeveyn yönetim programları incelendiğinde, DEHB’de en etkili yöntemlerden birinin “pozitif pekiştirme” olduğu görülmektedir. Pozitif pekiştirme; çocuğun uygun davranışının fark edilmesi, sözel olarak takdir edilmesi, puan sistemi, sembol sistemi veya ödüllendirme gibi yöntemlerle desteklenmesini içerir. Buradaki temel amaç, yalnızca problem davranışı azaltmak değil; yerine konulması istenen davranışı güçlendirmektir. Örneğin “Bağırma!” demek yerine, “Sakin konuştuğunda seni daha iyi anlayabiliyorum” yaklaşımı çocuğa alternatif davranışı öğretir. Araştırmalar, özellikle DEHB ve karşıt olma-karşı gelme davranışlarının eşlik ettiği durumlarda ceza kullanımının aile içi çatışmayı arttırabildiğini; olumlu davranışın sistematik biçimde desteklenmesinin ise daha kalıcı değişim sağladığını göstermektedir.
Ceza tamamen yanlış mı?” sorusu bu noktada akla gelebilir. Aslında çocukların sınır koyulmasına ihtiyacı vardır. Ancak davranış yönetiminde asıl hedef, cezalandırmak değil; çocuğa sınırları öğretmek ve davranışlarını düzenleyebilmesi için ona rehberlik etmektir. Fiziksel cezalar, bağırma, aşağılayıcı konuşmalar veya yoğun eleştirel yaklaşım; DEHB’li çocuklarda özgüven sorunlarını, öfke davranışlarını ve ilişki problemlerini arttırabilmektedir. Çünkü bu çocuklar yaşamlarının birçok alanında zaten sık sık “yanlış yapan çocuk” rolüyle karşılaşmaktadır. Zaman içinde çocuk kendisini “başarısız”, “sorunlu” ya da “yetersiz” biri olarak algılamaya başlayabilmektedir.
Bunun yerine önerilen yaklaşım, davranışın doğal ve tutarlı sonuçlarını kullanmaktır. Örneğin çocuk oyuncaklarını toplamadığında o oyuncaklara bir süre erişememesi veya ekran süresinin kurallara göre düzenlenmesi gibi uygulamalar daha işlevsel olabilmektedir. Burada önemli olan; sonucun öfkeyle değil, sakin ve tutarlı şekilde uygulanmasıdır. Çünkü DEHB’li çocuklar yoğun duygusal anlarda zaten dürtü kontrolü konusunda zorlanmaktadır. Ebeveynin öfkesinin yükselmesi, çoğu zaman çocuğun davranışını düzenlemek yerine çatışmayı büyütebilmektedir.
Araştırmalar ayrıca DEHB’de davranış problemlerinin yalnızca “inatçılık” ya da “şımarıklık” üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulamaktadır. Yürütücü işlev sorunları; planlama, sıraya koyma, dürtü kontrolü, dikkat sürdürme ve duygusal düzenleme becerilerinde zorlanmalara yol açabilmektedir. Bu nedenle çocuk bazen gerçekten yapmak istediği davranışı sürdüremeyebilir ya da düşünmeden hareket edebilir. Özellikle sık eleştirilmek, çocuğun motivasyonunu düşürüp “nasıl olsa yapamayacağım” düşüncesini güçlendirebilir.
DEHB’de davranış yönetiminde etkili olan nokta, yalnızca problem davranışı durdurmak değil; çocuğun beceri geliştirmesine yardımcı olmaktır. Bu nedenle ebeveynlerin:
Özellikle “iyi davranışı fark etme” konusu birçok aile için düşündüğünden daha önemlidir. Çünkü DEHB’li çocuklar gün içerisinde çoğu zaman yalnızca hata yaptıklarında geri bildirim almaktadır. Oysa olumlu davranışın görünür olması, çocuğun davranışı tekrar etme ihtimalini arttırmaktadır.
Sonuç olarak, DEHB’de davranış problemlerine yaklaşım “ödül mü ceza mı?” ikilemine indirgenemeyecek kadar kapsamlıdır. Ancak bilimsel çalışmaların büyük çoğunluğu, olumlu davranışı güçlendiren, yapılandırılmış ve tutarlı ebeveyn yaklaşımlarının; cezalandırıcı yöntemlerden daha etkili olduğunu göstermektedir. Çocukların yalnızca hangi davranışın yanlış olduğunu değil, onun yerine ne yapabileceklerini öğrenmeye ihtiyaçları vardır. Bu nedenle DEHB’de davranış yönetiminin temel amacı korkutmak değil; beceri öğretmek olmalıdır.
Dehb’de Davranış Problemlerinde Moodist’in Bakış Açısı
Moodist’in DEHB’de davranış problemlerine yaklaşımında, davranış yalnızca “problem davranış” olarak ele alınmamakta; davranışın altında yer alan nörogelişimsel, duygusal ve çevresel etkenler de değerlendirilmektedir. Çünkü DEHB’de görülen öfke patlamaları, dürtüsel tepkiler, kurallara uymakta zorlanma, karşı gelme davranışları ya da akademik uyum sorunları çoğu zaman yalnızca isteyerek yapılan “kötü davranışlar” değil; dürtü kontrolü, duygu düzenleme, dikkat sürdürme ve yürütücü işlev alanlarındaki zorlanmaların dışa vurumu olabilmektedir.
Bu nedenle davranış problemlerine yaklaşımda yalnızca davranışı baskılamaya odaklanılmamakta; davranışın işlevini anlamak ön planda tutulmaktadır. Çocuğun hangi durumlarda zorlandığı, hangi çevresel etkenlerle daha kolay tetiklendiği, hangi beceri alanlarında desteğe ihtiyaç duyduğu ve aile içi etkileşim örüntülerinin davranışlar üzerindeki etkisi bütüncül bir bakış açısıyla ele alınmaktadır.
Yaklaşımın temel hedefi yalnızca problem davranışı azaltmak değil; çocuğun kendini düzenleme becerilerini desteklemek, duygu farkındalığını geliştirmek ve işlevselliğini artırmaktır. Bu doğrultuda ebeveyn danışmanlığı, davranış yapılandırma yöntemleri, duygu düzenleme çalışmaları, dikkat ve yürütücü işlev becerilerini destekleyici müdahaleler ile okul-aile iş birliği önemli bir yer tutmaktadır. Gerektiğinde multidisipliner değerlendirme süreçlerinden de yararlanılmaktadır.
Kaynakça
Bu içerik faydalı oldu mu?Görüşünüz içeriklerimizi geliştirmemize yardımcı olur.
Geri bildiriminiz için teşekkürler!
Konuyla ilgili uzman desteği almak ister misiniz?
Görüşlerinizi bizimle paylaşın
Hangi konuda daha fazla bilgi almak isterdiniz? Geri bildiriminiz içeriğimizi geliştirmemize katkı sağlar.
Teşekkürler, WhatsApp açılıyor!
Mesajınız hazırlandı. Göndermek için WhatsApp'tan onaylayın.
Bu içerik Özel Moodist Psikiyatri Hastanesi'nin psikiyatri, nöroloji, klinik psikoloji ve bağımlılık tedavisi alanlarında uzmanlaşmış klinisyenlerinden oluşan ekibi tarafından hazırlanmıştır. Tüm içerikler güncel bilimsel literatür temel alınarak oluşturulmakta ve düzenli olarak güncellenmektedir.
Şu an çevrimiçi · Bugün randevu alınabilir
Bugün nasıl
hissediyorsunuz?
Uzman ekibimiz size en kısa sürede yardımcı olmaya hazır.
7/24 Acil
Psikiyatri
Kriz anında yanınızdayız. Bizi hemen arayın.
35+ uzman,
tek çatı altında
Psikiyatri, nöroloji, psikoloji ve bağımlılık tedavisi.
Aynı gün
görüşme imkânı
Online veya telefonla kolayca randevu oluşturun.
T.C. Sağlık Bakanlığı Ruhsatlı · AMATEM Yetkili · Anlaşmalı Kurumlar Kabul Edilir