Özel Moodist Hastanesi

MOODIST’e geldiğiniz zaman neler göreceksiniz, detayları öğrenin. 

Ebeveynlerin Kaygısı Çocukların Okula Uyum Sürecini Etkiliyor

  • Ana Sayfa
  • Ebeveynlerin Kaygısı Çocukların Okula Uyum Sürecini Etkiliyor
Ebeveynlerin Kaygısı Çocukların Okula Uyum Sürecini Etkiliyor
İncelenmiş İçerik Klinik Ekip Tarafından Onaylandı

Bu içerik Moodist Psikiyatri Hastanesi'nin psikiyatri, nöroloji ve psikoloji uzmanlarından oluşan klinik ekibi tarafından incelenmiş ve onaylanmıştır. Güncel bilimsel literatür ile klinik pratiğe dayanmaktadır.


Moodist Klinik Uzman Ekibi Psikiyatri · Nöroloji · Psikoloji
İçindekiler

    Okulun ilk günü… Yeni bir çanta, özenle seçilmiş kırtasiye malzemeleri, belki günler öncesinden hazırlanmış kıyafetler ve hem çocuk hem de ebeveyn için büyük bir heyecan. Ancak okul kapısına gelindiğinde bütün bu heyecanın yerini beklenmedik bir duygu alabilir: ayrılmakta zorlanmak.

    Çocuk annesinin ya da babasının elini bırakmak istemeyebilir, ağlayabilir, eve dönmek isteyebilir. Böyle anlarda genellikle bütün dikkat çocuğa yönelir: “Neden ağlıyor?”, “Okula neden alışamadı?”, “Ayrılık kaygısı mı yaşıyor?”

    Oysa bazen sorulması gereken başka bir soru daha vardır:

    Çocuk ebeveyninden ayrılmaya çalışırken, ebeveyn çocuğundan ayrılmaya ne kadar hazır?

    Okula başlamak yalnızca çocuk için değil, ebeveyn için de önemli bir geçiş dönemidir. Çocuğun ilk kez uzun süre aileden ayrı kalacak olması; “Bana ihtiyacı olursa ne yapacak?”, “Ağlarsa kim sakinleştirecek?”, “Arkadaş edinebilecek mi?”, “Öğretmeni onu anlayacak mı?” gibi pek çok endişeyi beraberinde getirebilir.

    Bu kaygılar oldukça anlaşılırdır. Ancak ebeveynin kaygısı davranışlarına yoğun biçimde yansıdığında, çocuğun okula uyum sürecini farkında olmadan zorlaştırabilir.

    Çocuklar Ebeveynlerinin Kaygısını Fark Eder

    Çocuklar özellikle yeni ve belirsiz durumlarda çevrelerindeki yetişkinlerin tepkilerini önemli bir referans olarak kullanırlar. Okul da çocuk için bilinmeyenlerle dolu yeni bir ortamdır.

    Bu nedenle ebeveynin söyledikleri kadar yüz ifadesi, ses tonu, vedalaşma biçimi ve davranışları da çocuğa mesaj verir.

    Bir ebeveyn “Burada çok eğleneceksin, birazdan görüşürüz.” derken kapının önünde uzun süre bekliyor, tekrar tekrar sarılıyor veya ayrıldıktan sonra geri dönüyorsa çocuk sözlerden farklı bir mesaj çıkarabilir:

    “Annem ya da babam beni burada bırakmak konusunda bu kadar endişeliyse, demek ki endişelenmem gereken bir şey var.”

    Bu nedenle okula uyum sürecinde amaç ebeveynin hiçbir kaygı yaşamaması değildir. Önemli olan bu kaygının çocuğa nasıl aktarıldığıdır.

    Uzun Vedalar Çocuğu Rahatlatmak Yerine Ayrılığı Zorlaştırabilir

    Okulun ilk günlerinde en sık karşılaşılan durumlardan biri uzayan vedalardır.

    Çocuk ağladığında ebeveyn doğal olarak onu sakinleştirmek ister. Bir kez daha sarılır, birkaç dakika daha bekler, tekrar konuşur. Çocuk yeniden ağladığında vedalaşma yeniden başlar.

    İyi niyetle yapılan bu davranış bazen ayrılık anını daha da büyütebilir.

    Kısa, sakin ve öngörülebilir bir vedalaşma çocuğun yeni rutini anlamasını kolaylaştırabilir. “Şimdi sen sınıfına gideceksin, ben de işlerimi yapacağım. Okul bittiğinde seni almaya geleceğim.” gibi açık ve güven veren bir mesaj çoğu zaman uzun açıklamalardan daha işlevseldir.

    Buradaki önemli noktalardan biri de verilen sözün tutulmasıdır. Çocuğa ne zaman alınacağı söylendiyse mümkün olduğunca bu rutinin korunması, çocuğun “Gidiyor ama geri geliyor.” deneyimini oluşturmasına yardımcı olur.

    Gizlice Okuldan Ayrılmak İyi Bir Fikir mi?

    Bazı ebeveynler çocuk ağlamasın diye çocuk başka bir şeyle ilgilenirken sessizce okuldan ayrılmayı tercih edebilir.

    Kısa vadede bu yöntem daha kolay görünebilir. Çocuk o anda ağlamamış olabilir. Ancak bir süre sonra ebeveyninin ortadan kaybolduğunu fark etmek, ayrılık konusundaki belirsizliği artırabilir.

    Çocuğun öğrenmesi gereken şey ebeveyninin hiçbir zaman yanından ayrılmayacağı değil; ayrıldığında yeniden geri geleceğidir.

    Bu nedenle mümkün olduğunca vedalaşmak, ayrılığı kısa ve net tutmak ve ardından okulun rutinine geçmesine izin vermek daha sağlıklı bir yaklaşım olabilir.

    “Beni Özledin mi?” Sorusu Sandığımız Kadar Masum Olmayabilir

    Okul çıkışında çocuğunu gören ebeveynin ilk sorularından biri bazen “Beni özledin mi?” olur.

    Ardından başka sorular gelebilir:

    “Ağladın mı?”

    “Öğretmenin sana iyi davrandı mı?”

    “Birisi seni üzdü mü?”

    “Yemeğini yedin mi?”

    “Arkadaşın oldu mu?”

    Ebeveyn bunları çocuğuyla ilgilendiği için sorar. Ancak okuldan çıkar çıkmaz art arda yöneltilen kaygı odaklı sorular, çocuğun okul deneyimini değerlendirirken olumsuzluklara odaklanmasına neden olabilir.

    Bunun yerine daha açık uçlu ve nötr sorular tercih edilebilir:

    “Bugün seni en çok ne güldürdü?”

    “Bugün yeni öğrendiğin bir şey oldu mu?”

    “Bugünün en güzel kısmı neydi?”

    “Bugün zorlandığın bir şey oldu mu?”

    Hatta bazı çocukların okuldan çıkar çıkmaz konuşmak istemeyebileceğini de kabul etmek gerekir. Her çocuk yaşadıklarını aynı hızda anlatmaz. Çocuğa biraz zaman vermek ve hazır olduğunda anlatmasına alan açmak da iletişimin bir parçasıdır.

    Çocuğun Her Sorununu Çözmek Okula Uyumunu Kolaylaştırmayabilir

    Okula hazırlık denildiğinde akla çoğu zaman harfleri tanımak, sayıları bilmek veya kalem tutmak gelir. Oysa okul yaşamında çocuğun ihtiyaç duyduğu becerilerin önemli bir bölümü günlük yaşam ve bağımsızlık becerileridir.

    Çantasını taşıyabilmek, eşyalarını takip etmek, tuvalet ihtiyacını ifade etmek, yardım istemek, sırasını beklemek, bir sorun yaşadığında bunu anlatmak ve yaşına uygun küçük sorumlulukları üstlenmek okul yaşamının önemli parçalarıdır.

    Ebeveyn çocuğun yapabileceği her şeyi onun yerine yaptığında, farkında olmadan şu mesajı verebilir:

    “Bunu tek başına yapamazsın.”

    Oysa okulun başlangıç dönemi çocuğun “Ben yapabilirim.” duygusunu geliştirmesi için önemli bir fırsattır.

    Mükemmel yapması gerekmez. Fermuarını biraz yavaş kapatabilir, çantasını hazırlarken bir şey unutabilir veya öğretmeninden yardım istemek zorunda kalabilir.

    Bunların hepsi öğrenme sürecinin bir parçasıdır.

    Okula Gitmek İstemeyen Her Çocukta “Okul Fobisi” Yoktur

    Okulun ilk günlerinde ağlama, ebeveynden ayrılmak istememe, sabah hazırlanırken isteksizlik veya “Bugün okula gitmesem?” deme görülebilir.

    Özellikle ilk kez düzenli olarak ebeveyninden ayrılan çocuklarda bu davranışların bir bölümü uyum sürecinin parçası olabilir.

    Bu nedenle okulun ilk gününde ağlayan bir çocuğu hemen “okul fobisi var” şeklinde değerlendirmek doğru değildir.

    Burada önemli olan belirtilerin şiddeti, süresi ve çocuğun günlük yaşamını ne ölçüde etkilediğidir.

    “Karnım Ağrıyor” Diyorsa Dikkat

    Çocuklar kaygılarını her zaman “Kaygılıyım.” diyerek ifade edemezler.

    Özellikle okul sabahlarında ortaya çıkan;

    • karın ağrısı,
    • mide bulantısı,
    • baş ağrısı,
    • iştahsızlık,
    • ağlama,
    • uyku sorunları,
    • yoğun öfke,
    • ebeveynden ayrılamama

    gibi belirtiler bazı çocuklarda yaşanan kaygının bedensel veya davranışsal yansımaları olabilir.

    Elbette fiziksel yakınmalar öncelikle tıbbi açıdan değerlendirilmelidir. Ancak belirgin bir fiziksel neden bulunmadığı halde şikâyetler özellikle okul günlerinde tekrar ediyor ve çocuğun okula devamını engelliyorsa yaşadığı duygusal güçlüğün de değerlendirilmesi önemlidir.

    Peki Ebeveyn Ne Yapabilir?

    Çocuğun okula alışmasını hızlandırmak için onu sürekli ikna etmeye çalışmak yerine, okulun hayatın doğal ve güvenli bir parçası olduğu mesajını vermek önemlidir.

    Sabah rutinlerini mümkün olduğunca öngörülebilir hale getirmek, vedalaşmayı kısa tutmak, okul ve öğretmen hakkında çocuğun yanında kaygılı konuşmalardan kaçınmak, çocuğun yaşına uygun sorumlulukları kendisinin yapmasına fırsat vermek ve okul çıkışında sorgulamak yerine onu dinlemek bu süreci destekleyebilir.

    Çocuk “Gitmek istemiyorum.” dediğinde duygusunu yok saymak da gerekli değildir.

    “Bunda korkacak ne var?”, “Sen artık büyüdün.” ya da “Bak herkes gidiyor, bir tek sen ağlıyorsun.” gibi ifadeler yerine çocuğun duygusunu kabul edip sınırı korumak mümkündür:

    “Benden ayrılmanın bugün zor geldiğini görüyorum. Seni almaya geleceğim. Şimdi okul zamanı.”

    Böylece çocuk hem duygusunun görüldüğünü hem de kaygı yaşadığında hayatın tamamen durmadığını deneyimler.

    Ebeveynin Kaygısı Çocuğunkinden Fazlaysa?

    Bazen okul kapısında zorlanan kişi gerçekten de ebeveyn olabilir.

    Çocuğun artık kendisinden bağımsız bir dünyaya adım atması bazı anne babalarda kontrol kaybı, özlem, suçluluk veya endişe yaratabilir. Bu duyguların yaşanması doğaldır. Ancak bu duygular çocuğun bağımsızlaşmasını engelleyecek davranışlara dönüşüyorsa ebeveynin kendi kaygısını fark etmesi önemlidir.

    Çünkü çocuğun okul yolculuğunda ebeveynden alması gereken temel mesajlardan biri şudur:

    “Senden ayrılabiliyorum çünkü senin bunu yapabileceğine güveniyorum.”

    Ne Zaman Uzman Desteği Alınmalı?

    Her çocuğun okula uyum süresi aynı değildir. Bazı çocuklar birkaç gün içerisinde yeni düzene alışırken bazıları daha uzun zamana ihtiyaç duyabilir.

    Ancak okula gitmeyi reddetme uzun süre devam ediyorsa, yoğun fiziksel yakınmalar görülüyorsa, çocuk ebeveynden neredeyse hiç ayrılamıyorsa, uyku veya yeme düzeninde belirgin değişiklikler ortaya çıktıysa, yoğun öfke ve kaygı günlük yaşamını etkiliyorsa ya da okula devam etmek giderek güçleşiyorsa durumun yalnızca “alışma süreci” olarak değerlendirilmemesi gerekir.

    Çocuğun yaşadığı güçlüğün altında ayrılık kaygısı, sosyal kaygı, akran ilişkilerinde yaşanan sorunlar, öğrenme güçlükleri, dikkat sorunları veya başka psikolojik etkenler bulunabilir. Çocuk ve ergen ruh sağlığı alanında yapılacak değerlendirme, sorunun kaynağının anlaşılmasına ve çocuğa uygun desteğin planlanmasına yardımcı olabilir.

    Okulun İlk Günü Aslında İki Kişinin İlk Günüdür

    Okula başlayan çocuk yeni bir binaya girmekten çok daha fazlasını yapar. Ailesinin dışındaki dünyada kendi başına var olmayı, ilişki kurmayı, sorun çözmeyi ve giderek bağımsızlaşmayı öğrenmeye başlar.

    Ebeveyn içinse görev artık çocuğun karşılaşabileceği her zorluğu ortadan kaldırmak değil; zorluklarla baş edebileceğine güvenebileceği güvenli bir alan oluşturabilmektir.

    Bu nedenle okulun ilk sabahında çocuğunuz elinizi biraz daha sıkı tutarsa ona güven vermeye çalışın.

    Ama elinizi bırakmaya hazır olduğunda siz de bırakın.

    Çünkü bazen bir çocuğa verilebilecek en güçlü güven mesajı, onun tek başına ilerleyebileceğine gerçekten inanmaktır.

    Klnk. Psk. Ayşegül Nezor

    Bu içerik faydalı oldu mu?Görüşünüz içeriklerimizi geliştirmemize yardımcı olur.

    🙏

    Geri bildiriminiz için teşekkürler!

    Konuyla ilgili uzman desteği almak ister misiniz?

    Görüşlerinizi bizimle paylaşın

    Hangi konuda daha fazla bilgi almak isterdiniz? Geri bildiriminiz içeriğimizi geliştirmemize katkı sağlar.

    Uzmanla Görüş

    Teşekkürler, WhatsApp açılıyor!

    Mesajınız hazırlandı. Göndermek için WhatsApp'tan onaylayın.

    Moodist Psikiyatri Hastanesi · İçerik kalitesi için geri bildiriminiz değerlidir
    Uzmanlar Tarafından İncelendi.
    35+
    Uzman Hekim & Klinisyen
    75
    Konforlu Hasta Odası
    100+
    Klinik İçerik
    7/24
    Acil Psikiyatri

    Bu içerik Özel Moodist Psikiyatri Hastanesi'nin psikiyatri, nöroloji, klinik psikoloji ve bağımlılık tedavisi alanlarında uzmanlaşmış klinisyenlerinden oluşan ekibi tarafından hazırlanmıştır. Tüm içerikler güncel bilimsel literatür temel alınarak oluşturulmakta ve düzenli olarak güncellenmektedir.

    Yetişkin Psikiyatri Çocuk & Ergen Psikiyatri Nöroloji Klinik Psikoloji AMATEM Uyku Bozuklukları
    Özel Moodist Psikiyatri Hastanesi Acıbadem Mah. Çeçen Sok. No:52, Üsküdar · +90 216 912 17 00
    Paylaş