Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu: Mitler ve Gerçekler
- Home
- Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu: Mitler ve Gerçekler
MOODIST’e geldiğiniz zaman neler göreceksiniz, detayları öğrenin.
Yazan: Uzm. Dr. Merve Setenay
Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu (DKB / DID), halk arasında uzun yıllardır “çoklu kişilik bozukluğu” olarak bilinen, psikiyatri alanında ise en çok yanlış anlaşılan ve en fazla önyargıya maruz kalan ruhsal bozukluklardan biridir. Medyada genellikle korku, şiddet ve gizem temalarıyla sunulması, bu rahatsızlığın bilimsel gerçekliğinden uzak bir algı yaratmıştır. Oysa DKB, insan zihninin ağır travmalar karşısında geliştirdiği karmaşık ama hayatta kalmaya yönelik bir savunma mekanizmasıdır.
Bu yanlış algılar, DKB’li bireylerin yaşadığı damgalamayı derinleştirmektedir. DKB’li kişiler sıklıkla “deli”, “tehlikeli”, “numara yapıyor” ya da “abartıyor” gibi ifadelerle karşılaşır. Oysa DKB bir zayıflık değil, insan zihninin travmaya karşı geliştirdiği güçlü bir hayatta kalma mekanizmasıdır. Bu bozukluğa sahip bireyler başkalarına zarar vermekten ziyade çoğu zaman kendi iç dünyalarında taşıdıkları ağır yükler nedeniyle kendilerine zarar veren bir dünyada yaşarlar.
Damgalama yalnızca sosyal ilişkileri değil, tedavi sürecini de olumsuz etkiler. Kişiler anlaşılmayacakları korkusuyla yardım aramaktan kaçınabilir, yaşadıklarını gizleyebilir ve yalnızlaşabilir. Bu durum semptomların daha da ağırlaşmasına yol açabilir. Oysa empati, güven ve kabul ortamı DKB’nin iyileşme sürecinde temel unsurlardır.
Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu hakkında doğru bilgiye sahip olmak, damgalamayla mücadelenin en etkili yoludur. Toplum bu bozukluğu bir korku hikâyesi olarak değil, travma temelli insani bir deneyim olarak gördüğünde, DKB’li bireyler kendilerini daha güvende ve anlaşılmış hissedebilir. Damgalamanın yerini anlayış aldığında iyileşme yalnızca mümkün değil, aynı zamanda daha güçlü hâle gelir.
Bu nedenle bu hastalık konusundaki mit ve gerçekleri bilmek oldukça önemlidir. Bu yazıda bu rahatsızlık hakkındaki birçok miti ve gerçeği ele alıyoruz.
Gerçek: DKB, narsistik ya da borderline gibi bir kişilik bozukluğu değildir; kimlik, bellek ve bilinç bütünlüğünün parçalanmasıdır. “Alter” denilen durumlar, aynı kişinin farklı bilinç durumlarıdır. Bunlar farklı zamanlarda farklı kimlik parçaları olarak gözlemlenebilir.
Gerçek: DKB sanıldığının aksine son derece nadir bir hastalık değildir. Araştırmalar toplumda görülme oranının %1 ila %3 arasında olabileceğini göstermektedir. Bu oran şizofreniyle benzer düzeydedir. Ancak DKB çoğu zaman yanlış tanı almakta ya da hiç fark edilmemektedir. Belirtilerin gizli olması, kişilerin yardım istemekte zorlanması ve uzmanların bile bazen ayırt etmekte güçlük çekmesi nedeniyle DKB az tanınan bir bozukluktur.
Gerçek: DKB’li bireyler genellikle kendilerine zarar verme riski taşır; başkalarına zarar verme oranı düşüktür. Medyada gösterildiği gibi saldırgan olmak zorunda değildirler. Saldırganlık potansiyelleri toplum geneliyle benzerdir.
Gerçek: Alterler aynı beynin farklı işlevsel bölümleridir. Farklı yaş, cinsiyet, isim veya özelliklere sahip olabilirler ama biyolojik olarak tek bir kişidirler. Ancak kişi bunları farklı bireylermiş gibi algılayabilir.
Gerçek: DKB, DSM-5 ve ICD-11’de resmi bir tanıdır. Beyin görüntüleme çalışmaları nörobiyolojik farklılıklar göstermiştir. Alterlerin farklı cinsiyet, ses tonu, konuşma biçimi, el yazısı, duyusal özellikler ve hatta alerjiler gösterebildiği bilinmektedir.
Gerçek: Gerçek hayatta DKB çoğu zaman sessiz, gizli ve içsel yaşanır. Kişi genellikle unutkanlık, kimlik karmaşası ve iç çatışma hisseder. Polikliniklere çoğu zaman bedensel yakınmalar veya ilişki sorunlarıyla başvurulur.
Gerçek: DKB doğuştan gelen bir bozukluk değildir. Neredeyse tüm vakalarda çocuklukta yaşanan şiddetli ve tekrarlayıcı travmalar vardır: fiziksel ve cinsel istismar, duygusal ihmal, tehdit ortamı ve bağlanma sorunları gibi.
Gerçek: Uygun psikoterapi ile belirtiler büyük ölçüde azalabilir. İlaçlar semptomları hafifletirken, psikoterapi kimlik bütünlüğünü yeniden kazandırır.
Gerçek: Çoğu vakada geçişler içseldir; kişi sadece duygu değişimleri, hafıza boşlukları ve iç sesler yaşar.
Gerçek: DKB travma temellidir; şizofreni ise psikotik bir bozukluktur. Tamamen farklıdırlar.
Gerçek: Birçok DKB’li birey iş sahibi olabilir, aile kurabilir ve sosyal ilişkiler geliştirebilir.
Gerçek: Tam tersine, olağanüstü bir dayanıklılığın göstergesidir.
Gerçek: Her vaka benzersizdir; bu yüzden tedavi bireysel planlanır.
Gerçek: Hayali arkadaşlar çocuk gelişiminin doğal bir parçasıdır. DKB’deki kimlik parçaları ise travma temellidir ve kalıcıdır.
Zaman boşlukları, kendine yabancı hissetme, iç sesler, kimlik karmaşası, travmatik anılarda boşluklar, depresif hissetme, intihar düşünceleri, eşyaların yabancı gelmesi ve farklı isimlerle çağrılma gibi belirtiler görülebilir.
Alterler, aynı kişinin travmaya uyum sağlamak için geliştirdiği farklı bilinç ve işlev durumlarıdır. Her DKB yapısı farklı olmakla birlikte klinikte sık görülen bazı alter türleri vardır:
Alt türleri vardır:
Dışa dönük koruyucu
İçe dönük koruyucu
Alterler düşman olmayıp, hepsi aynı kişinin hayatta kalma stratejisidir. Tedavide amaç onları yok etmek değil; işbirliği ve bütünlüğü sağlamaktır.
Alterler arası iletişim, tedavinin en önemli ve iyileştirici adımlarından biridir. Amaç: işbirliği ve güven oluşturmaktır. Bu nedenle alterlerin bir bütün olarak ele alınması, her birinin teker teker dinlenilmesi, iç sesler ve bedensel his değişimlerinin gözlenmesi, alterlerle iş birliğinin kurularak host’a zarar vermelerinin önüne geçilmesi, farklı ses tonları, geçişleri, farklı el yazı, ses tonu, alerji gibi özelliklerinin değerlendirilmesi ve zaman içeirisnde kurulan iş birliği ile Herkes dinlenir Alteri yok saymak, alterle kavga etmek, susturmaya çalışmak, gerçek olmaıdğını söylemek disosiasyonu arttırabilir.
Alter iletişimi en sağlıklı şekilde:
Bu aşamada amaç:
Böylelikle;
Henüz travmalar detaylı çalışılmaz.
Bu aşamada:
Bunu yapmak travmayı beyinde güvenli şekilde işlemeyi sağlar ve kişinin travmatizörle olan patolojik bağını koparmayı sağlar. Zor ancak iyileştirici ve dönüştürücü bir çalışmadır.
Bu evre ile birlikte;
Bazı kişilerde:
Dissosiyatif Kimlik Bozukluğunda İyileşme Süreci
İyileşen bir DKB yapısında kişi:
Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu, filmlerin yarattığı korku ve abartı hikâyelerinden ibaret değildir. Bu bozukluk; ağır travmaların, yoğun acının ve hayatta kalma mücadelesinin insan zihnindeki yansımasıdır. DKB, doğru anlaşıldığında ve uygun şekilde ele alındığında iyileşme süreci mümkün olan, bilimsel temelli gerçek bir ruhsal bozukluktur.
Unutulmamalıdır ki DKB bir zayıflık değil, insan zihninin hayatta kalmak için geliştirdiği güçlü bir uyum mekanizmasıdır. Doğru destek ve profesyonel tedaviyle, bireylerin içsel bütünlüğünü yeniden kurması ve sağlıklı, işlevsel bir yaşam sürmesi mümkündür. Özel Moodist Hastanesi, bu iyileşme yolculuğunda bilimsel bilgi, etik duruş ve insani yaklaşımıyla güçlü bir rehber olmaya devam etmektedir.
WhatsApp us