Özel Moodist Hastanesi

MOODIST’e geldiğiniz zaman neler göreceksiniz, detayları öğrenin. 

Bize Ait Olmaya Sırrı Neden Merak Ediyoruz?

  • Ana Sayfa
  • Bize Ait Olmaya Sırrı Neden Merak Ediyoruz?
Bize Ait Olmaya Sırrı Neden Merak Ediyoruz?
İncelenmiş İçerik Klinik Ekip Tarafından Onaylandı

Bu içerik Moodist Psikiyatri Hastanesi'nin psikiyatri, nöroloji ve psikoloji uzmanlarından oluşan klinik ekibi tarafından incelenmiş ve onaylanmıştır. Güncel bilimsel literatür ile klinik pratiğe dayanmaktadır.


Moodist Klinik Uzman Ekibi Psikiyatri · Nöroloji · Psikoloji
İçindekiler

    Size bir sır vereceğim ama sakın kimseye söylemeyin. Şimdi dürüst olun, daha çok merak ettiniz değil mi? Aslında bu basit cümle, insan zihninin bilgiye yönelik merakını anlamak açısından oldukça güçlü bir örnek. Özellikle gizli, yasaklanmış veya sınırlı sayıda kişinin bildiği bilgiler, zihnimizde daha değerli ve ilgi çekici hale gelebiliyor. Bunun temelinde merak duygusunun yanı sıra belirsizliği azaltma, bilgi edinme ve sosyal çevremizde olup bitenleri anlama ihtiyacı bulunuyor.

    Bir bilginin “gizli” olarak tanımlanması, onu sıradan bir bilgiden ayırarak zihinsel olarak daha önemli hale getirebiliyor. Üstelik bize ait olmayan bir sır söz konusu olduğunda yalnızca bilgi edinmiyoruz, aynı zamanda sosyal açıdan  özel bir konuma sahip olduğumuzu da hissedebiliyoruz. Bu kişi bunu bana anlattıysa bana güveniyor, demek ki onun hayatında önemli biriyim veya bu bilgiyi diğer insanlardan önce biliyorum düşünceleri, gizli olana yalnızca bilişsel değil, sosyal bir değer de kazandırabiliyor. Bu nedenle bazı sırların çekiciliği yalnızca içeriğinden kaynaklanmaz. Sırrın bize verilmiş olması, bizi o bilginin özel taşıyıcısı haline getiriyor. Bu da yakınlık, önemsenme ve özel hissetme gibi sosyal ihtiyaçlarla bağlantılı bir deneyim yaratabiliyor. Dolayısıyla bazen merak ettiğimiz şey gerçekten başkasının hayatında ne olduğu değil o bilgiye sahip olduğumuzda kendimizi nasıl hissettiğimiz olabiliyor. “Ben bunu biliyorum” duygusu kısa süreliğine kişiye güç veya önem hissi verebiliyor. Özellikle sosyal ilişkilerde bilgiye sahip olmak, kişinin kendisini kişiler içinde daha bağlantılı veya ayrıcalıklı hissetmesine katkıda bulunabiliyor. Bu noktada kendimize şu soruyu sormak önemli: Bu bilgiyi gerçekten bilmeye ihtiyacım var mı, yoksa sadece biliyor olmak mı hoşuma gidiyor?

    Sırların psikolojik çekiciliği yalnızca merakla açıklanamadığı gibi, sır paylaşma davranışı da yalnızca insanlar konuşmayı, paylaşmayı seviyor şeklinde değerlendirilemez. İnsanların başkalarının özel hayatları hakkında konuşmasının arkasında sosyal bağ kurma, ait olma, onaylanma, kendisini önemli hissetme ve grup içerisindeki ilişkileri düzenleme gibi farklı motivasyonlar bulunabilir. Bir kişinin bize bir sır vermesi, aramızdaki ilişkinin özel olduğuna ya da yakınlık kurulduğuna dair bir mesaj gibi algılanabilir. Ancak bu noktada önemli bir paradoks ortaya çıkar: bize emanet edilen bir bilgiyi başkasıyla paylaşmak, kısa vadede sosyal yakınlık hissi yaratabilirken uzun vadede güven ilişkisini zedeleyebilir. Mesela,  bir sırrı başka birine anlattığımızda, “artık bunu ikimiz biliyoruz” düşüncesi üzerinden yeni bir yakınlık kurulabilir. Ancak bu yakınlık, üçüncü kişinin özeli ve bize duyduğu güven pahasına kurulmuş olur. Sırrın paylaşılması bazen kişinin üzerinde taşıdığı psikolojik gerilimi de geçici olarak azaltabilir. Çünkü bir sırrı bilmek, özellikle bilgi önemli veya duygusal açıdan yoğun olduğunda, kişide paylaşma yönünde bir dürtü oluşturabilir. Bilgiyi başkasına aktarmak ise bu içsel gerilimin kısa süreliğine azalmasına ve bir rahatlama hissinin ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu nedenle bazı insanlar “ben anlatmak istemedim ama kendimi tutamadım” şeklinde bir tecrübe yaşayabilir. Burada davranışı yalnızca kötü niyetle açıklamak yerine, davranışın altında bulunan psikolojik süreci anlamak daha işlevseldir. Kişi bazen gerçekten zarar vermek istemediği halde merak, heyecan, sosyal kabul görme veya bilgi paylaşımından aldığı kısa süreli rahatlama nedeniyle sırrı aktarabilir. Ancak bu rahatlama, davranışın sonuçlarını ortadan kaldırmaz. Özellikle dedikoduya dönüşen sır paylaşımı, zaman içinde ilişkilerde güvensizlik yaratabilir ve böylece “benim sırrımı da başkasına anlatır mı?” düşüncesi hem sırrı paylaşan kişide hem de çevresindeki insanlarda kaygı oluşturabilir. Böylece başlangıçta sosyal bağ kurmak amacıyla yapılan bir davranış, tam tersine ilişkilerde mesafe ve güvensizlik yaratabilir.

    Burada ortaya çıkan döngü psikolojik açıdan oldukça dikkat çekicidir. Merak ederiz, bilgiye sahip oluruz, kendimizi özel veya önemli hissederiz, bilgiyi paylaşırız, kısa süreli bir rahatlama veya sosyal yakınlık yaşarız, ancak hemen ardından ise suçluluk, pişmanlık, kaygı ya da güven kaybı ortaya çıkabilir. Özellikle paylaşımın karşı taraf açısından zarar verici olabileceğini fark ettiğimizde, kişi kendi davranışıyla değerleri arasında bir çatışma yaşayabilir. “Ben güvenilir biriyim” düşüncesine sahipken başkasının sırrını paylaşmak, kişinin kendi benlik algısıyla davranışı arasında bir uyumsuzluk oluşturabilir. Bunun sonucunda suçluluk ve pişmanlık hissedilebilir. Dahası, bir başkasının sırrını paylaşan kişi zaman içerisinde çevresindeki insanların da kendisine aynı şekilde davranabileceğinden endişe edebilir. Çünkü başkalarının mahremiyetini korumakta zorlanan bir kişinin, kendi mahremiyetinin de korunacağına ilişkin algısı zayıflayabilir. Bu nedenle sırları psikolojik olarak yalnızca “neden merak ediyoruz?” sorusuyla sınırlamak yerine, “bilgi bize ne hissettiriyor, neden paylaşma ihtiyacı duyuyoruz ve bu ilişkilerimizi nasıl etkiliyor?” sorularıyla birlikte değerlendirmek gerekir. Sağlıklı ilişkilerde güven, yalnızca bize anlatılan bilgileri bilmekle değil, o bilgiyi koruyabilmekle de ilişkilidir. Bir kişinin bize sırrını anlatması, aslında yalnızca bir bilgi vermesi değil, aynı zamanda bize bir sorumluluk emanet etmesidir. Bu nedenle bir sır duyduğumuzda kendimize birkaç saniye bir durma alanı yaratmak oldukça kıymetli olabilir. “Bu bilgiyi paylaşmam gerçekten gerekli mi? Bu bilgi bana ait mi? Karşımdaki kişi bunu bilseydi paylaşmamı ister miydi? Ve ben bu bilgiyi paylaşarak gerçekten bir bağ mı kuruyorum, yoksa sadece merakımın ve paylaşma dürtümün peşinden mi gidiyorum?” Çünkü bazen bizi asıl çeken şey başkasının hayatındaki hikaye değil, o hikayenin bize hissettirdiği özel olma duygusudur. Sırrı paylaşmak ise bazen “anlatmak istiyorum’ dan çok, “bu bilgiyi tek başıma taşımak bana zor geliyor” anlamına gelebilir. Fakat unutulmamalıdır ki, kısa süreli rahatlama uğruna paylaşılan bir sır, uzun vadede güvenin kaybedilmesine neden olabilir. Bu nedenle belki de asıl psikolojik olgunluk, her merak ettiğimizi öğrenmekte değil, öğrendiğimiz her şeyi paylaşmak zorunda olmadığımızı fark etmekte yatıyor. Çünkü bize ait olmayan bir sırrı bilmek bir ayrıcalık gibi hissettirebilir ama o sırrı koruyabilmek, güvenilir olmanın asıl göstergesidir.

    Klnk. Psk. Gökşin Aköz
    Özel Moodist Hastanesi

    Bu içerik faydalı oldu mu?Görüşünüz içeriklerimizi geliştirmemize yardımcı olur.

    🙏

    Geri bildiriminiz için teşekkürler!

    Konuyla ilgili uzman desteği almak ister misiniz?

    Görüşlerinizi bizimle paylaşın

    Hangi konuda daha fazla bilgi almak isterdiniz? Geri bildiriminiz içeriğimizi geliştirmemize katkı sağlar.

    Uzmanla Görüş

    Teşekkürler, WhatsApp açılıyor!

    Mesajınız hazırlandı. Göndermek için WhatsApp'tan onaylayın.

    Moodist Psikiyatri Hastanesi · İçerik kalitesi için geri bildiriminiz değerlidir
    Uzmanlar Tarafından İncelendi.
    35+
    Uzman Hekim & Klinisyen
    75
    Konforlu Hasta Odası
    100+
    Klinik İçerik
    7/24
    Acil Psikiyatri

    Bu içerik Özel Moodist Psikiyatri Hastanesi'nin psikiyatri, nöroloji, klinik psikoloji ve bağımlılık tedavisi alanlarında uzmanlaşmış klinisyenlerinden oluşan ekibi tarafından hazırlanmıştır. Tüm içerikler güncel bilimsel literatür temel alınarak oluşturulmakta ve düzenli olarak güncellenmektedir.

    Yetişkin Psikiyatri Çocuk & Ergen Psikiyatri Nöroloji Klinik Psikoloji AMATEM Uyku Bozuklukları
    Özel Moodist Psikiyatri Hastanesi Acıbadem Mah. Çeçen Sok. No:52, Üsküdar · +90 216 912 17 00
    Paylaş