Özel Moodist Hastanesi

MOODIST’e geldiğiniz zaman neler göreceksiniz, detayları öğrenin. 

Ekran Bağımlılığı

  • Ev
  • Ekran Bağımlılığı
Ekran Bağımlılığı

Soruları yanıtlayan: Ayşegül Nezor

1- Çocukların ekran bağımlılığı fiziksel ve zihinsel gelişimlerini nasıl etkiliyor?

Çocukların ekran bağımlılığı, hem fiziksel hem de zihinsel gelişimlerini ciddi şekilde etkileyebilir. Fiziksel olarak, çocukların sürekli ekran başında hareketsiz bir şekilde olması kilo artışına, duruş bozukluklarına ve göz sağlığı sorunlarına yol açabilir. Araştırma sonuçları bu durumun çocuklarda obeziteyi harekete geçirdiğini de ayrıca bildirmektedir. Bununla birlikte ekran karşısında uzun süre kalmak, uyku düzenini bozarak büyüme ve gelişim üzerinde olumsuz etkiler de yaratabilir. Zihinsel gelişim açısından ise ekran bağımlılığı çocukların dikkat sürelerinin kısalmasına, agresif tutum geliştirmelerine, sosyal becerilerinin zayıflamasına, hızlı sıkılgan bir duruma geçmelerine, kaygı düzeylerinin artmasına ve duygu regülasyon problemlerine sebep olabilir. Ekran bağımlılığı aynı zamanda çocuklarda depresyon riskini arttırabilir ve bunu takiben sosyal izolasyon ve aile içi iletişimde azalma görülebilir. Sürekli ekran kullanımı, gerçek hayattaki deneyimleri ve fiziksel oyunları azaltarak çocukların yaratıcılıklarını da kısıtlayabilmektedir.

2- Dijital platformlarda sosyalleşme arzusu ergenlik çağındaki çocukları nasıl etkiliyor? Bu konuda ebeveynlere tavsiyeleriniz nelerdir?

Ergenlik dönemindeki çocukların dijital platformlarda sosyalleşme isteği, bu yaşlarda kimlik arayışı ve kabul görme ihtiyacından kaynaklanıyor. Sosyal medya, arkadaşlarla bağlantı kurmayı kolaylaştırsa da, ergenlerin kontrolsüz şekilde bu platformlarda vakit geçirmesi, kendilik değerini, beğeni ve onay üzerine kurmalarına yol açabiliyor. Bu durum, kaygı ve depresyon gibi duygusal sorunları da tetikleyebiliyor. Ayrıca, siber zorbalık ve dışlanma gibi olumsuz deneyimler de çocukların ruh sağlığını olumsuz etkileyebiliyor.

Yeni nesil çocuklar, teknolojiye daha bağımlı büyüyor. Geleneksel oyuncaklardan çok, robotlar ve dijital oyunlarla ilgileniyorlar. Bu da onların ekran bağımlılığını artırıyor. Dış mekan oyunlarından uzak kalan bu kuşak, dijital dünyada daha fazla zaman geçiriyor ve Alexa, Siri gibi uygulamalarla gerçek insanlardan çok vakit geçiriyorlar. Gelecekte de alışverişlerini ve sosyalleşme ihtiyaçlarını çevrimiçi ortamda karşılamaları çok mümkün gözüküyor. Bu, fiziksel ve yüz yüze etkileşimlerden uzak bir yaşam tarzını benimsemelerine neden oluyor. Yeni neslin ekran bağımlılığını engellemek ve onları sosyalleşmeye yönlendirmek için çocukların ekran önünde harcadıkları ders dışı vakitlerini yine ekran önünde geçirmeleri engellenmeli ve teknolojik aletlerin dışında ebeveynleriyle beraber yapılabilecek faaliyetler artırılmalıdır. Bununa birlikte çocuklara alternatif eğlence ve öğrenme yolları sunabilir(spor, sanat vb.), dijital dünyayı güvenli kullanmayı öğretebilir, gizlilik ayarları ve siber zorbalık gibi konularda bilinçlendirebilirsiniz.

3- Dünya genelinde çocuk ve ergenlerin kontrolsüz dijital platformlarda uzun saatler geçirmesi ile ilgili bir çalışma var mı?

Çocuklar ve ergenlerin dijital platformlarda sınırsız zaman geçirmesi ile ilgili çalışmaların özellikle Covid-19 dönemi sonrası için artış gösterdiğini söyleyebilirim. Yapılan araştırmalara göre, özellikle 10-13 yaş aralığındaki çocuklar dijital bağımlılığa daha açık bir grup içerisinde yer alıyor. Bu durum, onların okulda odaklanmalarını zorlaştırıp öğrenme süreçlerini olumsuz etkileyebiliyor. Örneğin, Amerikan Pediatri Akademisi’nin raporları, günde iki saatten fazla ekran kullanımının çocuklarda dikkat dağınıklığı, uyku bozuklukları ve akademik başarısızlık riskini artırdığını göstermektedir. Türkiye’de de çocukların sosyal medya ve oyun bağımlılığı üzerine yapılan çeşitli çalışmalar bu doğrultuda benzer sonuçlar vermektedir. Ayrıca, dijital cihazların uzun süreli kullanımı, çocukların öz denetim becerilerini zayıflatıyor ve anlık tatmin arayışlarını arttırıp doyumsuz olmalarına sebebiyet verebiliyor. Bu yüzden, ebeveynlerin bu durumu göz önünde bulundurup çocuklarının ekran sürelerini takip edip sınırlamaları ve çocuklarını fiziksel aktiviteler ve yüz yüze sosyal etkileşimlere yönlendirmeleri büyük önem taşıyor.

4- Türkiye için klinik gözleminiz nedir? Son 10 yıl ve öncesini karşılaştırabilir miyiz?

Türkiye’deki klinik gözlemlerimizde, son 10 yılda ekran bağımlılığı ve dijital dünya ile etkileşimde artış gözlemlemek mümkün. Özellikle son 5 yılda çocuklar, daha küçük yaşlarda teknolojiyle tanışmakta ve çevrimiçi platformlara daha fazla erişim sağlamaktadırlar. Ekran kullanımının bu kadar küçük yaşlara kadar inmesinde, ebeveynlerin çocuklarını oyalama ihtiyacı hissettiğinde telefon ve tablet gibi dijital cihazlara başvurması önemli bir etken olarak öne çıkıyor. Yaşamlarının pek çok alanında ekranların yer aldığı ve teknoloji ile büyüyen yeni nesil, diğer kuşaklardan farklı bir beyin yapısına sahip olarak dünyaya geldiğini söyleyebiliriz. Bu durum çocukların hem fiziksel hem de zihinsel gelişiminde ciddi etkiler yaratabiliyor. Tencere, tava, araba, bebek gibi geleneksel oyuncaklarla oynayan çocuklar hem hayal gücünü kullanıyor hem de fiziksel dünyayla daha fazla etkileşim kurarken, telefon ve tablet kullanan çocuklar pasif izleyicilere dönüşüyor. Ekran karşısında geçirilen uzun süreler çocukların yaratıcı düşünme, problem çözme ve sosyal becerilerini geliştirme fırsatlarını da kısıtlayabiliyor. Bu cihazlar çocukları kısa vadede sustursa da, uzun vadede bağımlılık, dikkat dağınıklığı ve duygusal gelişim sorunlarına da yol açtığı artan çalışmalar arasında mevcut. Böylelikle öncesiyle karşılaştırdığımızda aileler, çocukların internet kullanımını daha zor kontrol edebilmekte ve bu da sınır koyma konusunda daha fazla bilinçlenme ihtiyacını ortaya çıkarmaktadır.

5- Dijital dünyada fenomen olan çocuklar, diğer çocukları nasıl etkiliyor? Bu konuda ailelere önerileriniz nelerdir?

Özellikle erken çocukluk döneminde çocuklar, sorgulama becerileri tam olarak gelişmediği için gördüklerini doğrudan kabul etme eğilimindedirler, bu da risk oluşturabilir. Merak uyandıran sahneler çocukları ekrana bağımlı hale getirirken, fenomenerin gösterişli yaşam tarzı ve popülerlikleri çocuklarda yetersizlik hissi doğurabilir ve gerçek dışı beklentilere kapılmalarına neden olabilir. Bu durum, özellikle ergenlerde kıyaslama yapma, beğenilme arzusu, kimlik karmaşası ve beden algısında bozulmalar gibi sorunları tetikleyebilir.

İnfluencer’lar, sosyal medyada ürün tanıtarak veya belirli yaşam tarzlarını sergileyerek genç izleyicileri etkileyebiliyor. Çocuklar, influencer’larla kurdukları duygusal bağ nedeniyle bu içeriklerin reklam olduğunu fark edemeyebiliyorlar özellikle Vlog platformlarında reklamlar, çocukların kolayca fark edemeyeceği şekilde yerleştiriliyor. Influencer’lar birer rol model gibi görünerek, çocukların onları taklit etmelerine ve kendilerini bu kişilere benzetmeye çalışmalarına yol açıyor. Bu durum, çocukların hem satın alma alışkanlıklarını hem de günlük yaşamlarını etkileyebiliyor. Araştırmalar ayrıca, fenomen çocukların diğer çocuklarda kıskançlık veya rekabet duygularına neden olabileceğini ve özsaygılarını olumsuz etkileyebileceğini de göstermektedir.

Ebeveynlerin burada önemli bir rolü olduğunu söyleyebiliriz.. Çocukların izledikleri içerikleri takip etmek ve reklamın ne olduğunu ayırt etmelerine yardımcı olmak sağlıklı medya kullanımı için kritik bir rol oynamaktadır. Aynı zamanda, çocukların sosyal medya içeriklerini sınırlandırmak ve onları eğitici, yaratıcı içeriklere yönlendirmek uzun vadede olumlu sonuçlar doğurabilir. Bununla birlikte çocukların rol model aldıkları fenomenler hakkında konuşarak bu kişilerin gerçek yaşamlarıyla sosyal medyada sundukları imaj arasındaki farkları anlamalarına yardımcı olabilir, sosyal medyadaki beğeni ya da takipçi sayısının bir insanın değerini belirlemediğini, bunun yerine gerçek dünyadaki başarıların ve ilişkilerin önemini sıklıkla hatırlatabilirsiniz.

Paylaş