Özel Moodist Hastanesi

MOODIST’e geldiğiniz zaman neler göreceksiniz, detayları öğrenin. 

Neden Yasak Olan Şey Daha Çekicidir?

  • Ana Sayfa
  • Neden Yasak Olan Şey Daha Çekicidir?
Neden Yasak Olan Şey Daha Çekicidir?
İncelenmiş İçerik Klinik Ekip Tarafından Onaylandı

Bu içerik Moodist Psikiyatri Hastanesi'nin psikiyatri, nöroloji ve psikoloji uzmanlarından oluşan klinik ekibi tarafından incelenmiş ve onaylanmıştır. Güncel bilimsel literatür ile klinik pratiğe dayanmaktadır.


Moodist Klinik Uzman Ekibi Psikiyatri · Nöroloji · Psikoloji
İçindekiler

    Size şu anda bu videoyu izlemeyin desem, muhtemelen içinizden “neden?” diye geçirir ve belki de videoyu izlemeye devam edersiniz. Peki beynimiz ve psikolojimiz yasaklara neden bu kadar güçlü tepki veriyor? Günlük yaşamda “bunu yapma”, “oraya gitme”, “bunu söyleme” veya “bunu sana yasaklıyorum” gibi ifadelerle karşılaştığımızda, bazen engellenen davranışa yönelik ilgimizin arttığını fark edebiliriz. Bunun önemli psikolojik açıklamalarından biri psikolojik tepkisellik kavramıdır.

    Psikolojik tepkisellik, kişinin sahip olduğunu düşündüğü davranışsal özgürlüğünün tehdit edildiğini veya kısıtlandığını hissettiğinde bu özgürlüğünü yeniden kazanma yönünde motivasyon geliştirmesini ifade eder. Yani yasak, yalnızca belirli bir davranışın önüne geçmek yerine aynı zamanda kişinin “seçme hakkım elimden alınıyor” şeklinde algıladığı bir durumu da yaratabilir. Bu nedenle bazen bize sunulan seçeneğin kendisinden çok, elimizden alınan seçenekle ilgilenmeye başlarız. “Neden yapmayayım?”, “ne olacak ki?”, “başkaları yapabiliyor, ben neden yapamıyorum?” gibi düşünceler ortaya çıkabilir. Burada davranışın gerçek değerinden bağımsız olarak, özgürlüğün kısıtlanmış olması asıl motivasyon kaynağı haline gelebilir. Mesela, bir çocuğa belirli bir odaya girmemesi söylendiğinde, çocuk odanın içerisinde gerçekten ilginç bir şey olup olmadığını başlangıçta düşünmüyor olabilir. Ancak “girme” uyarısı, odanın içeriğini bir anda zihinsel olarak daha önemli hale getirebilir. Çünkü artık yalnızca bir oda değil, erişimi sınırlandırılmış bir alan vardır. Bu durum yetişkinlerde de farklı biçimlerde karşımıza çıkabilir. Bir yetişkine belirli bir bilgiye ulaşmaması söylendiğinde, o bilgi daha merak uyandırıcı hale gelebilir. Bir ürüne erişimin sınırlı olduğu söylendiğinde ürün daha değerli algılanabilir, bir davranışın kesin biçimde yasaklandığı durumda ise kişi o davranışı daha fazla düşünmeye başlayabilir. Dolayısıyla yasakların çekiciliğini anlamak için yalnızca “insanlar yasak şeyleri seviyor” demek yeterli değildir. Asıl mesele, yasakla birlikte kişinin özgürlük algısının nasıl değiştiğidir.

    Yasakların çekiciliğinde psikolojik tepkiselliğin yanı sıra merak ve belirsizliği azaltma ihtiyacı da önemli bir rol oynar. İnsan zihni belirsiz kalan bilgileri tamamlamaya ve eksik olanı öğrenmeye eğilimlidir. Bir konu hakkında “bunu sana söyleyemem” denildiğinde, aslında ortada olmayan bir bilgi parçası zihnimizde daha görünür hale gelebilir. Çünkü artık yalnızca bilgiye sahip değiliz, aynı zamanda bilmediğimiz bir şeyin farkındayızdır. Bu durum merakı tetikleyebilir. Yasakla merak arasındaki ilişki özellikle bilgi söz konusu olduğunda daha belirgin hale gelir. “Bu konu hakkında konuşmayalım” denildiğinde, kişinin zihni istemeden de olsa “acaba ne oldu?” sorusuna yönelebilir. Burada dikkat edilmesi gereken alan, merakın her zaman gerçek bir ihtiyaçtan kaynaklanmamasıdır. Bazen bir şeyi öğrenmek istememizin nedeni, onun bizim için gerçekten önemli olması değil, erişimimizin sınırlandırılmış olmasıdır. Bu nedenle yasaklar, bir davranışın öznel değerini, olduğundan daha yüksek algılamamıza da katkıda bulunabilir. Psikolojide kıtlık ve erişilebilirliğin azalmasının değer algısını etkileyebildiği bilinir. Bir seçeneğin sınırlı, ulaşılması zor veya başkalarının erişimine açık ama bizim erişimimize kapalı olması, o seçeneğe yönelik ilgiyi artırabilir. Ancak bu etki herkes için aynı değildir. Kişinin yaşı, kişilik özellikleri, içinde bulunduğu sosyal ortam, yasağın kim tarafından konulduğu ve kişinin o davranışa başlangıçtaki ilgisi, tepkisinin nasıl olacağını etkileyebilir. Özellikle kontrol edilmeye karşı daha hassas olan veya bağımsızlığına yüksek değer veren kişilerde, özgürlüğe yönelik tehdit daha güçlü bir tepki oluşturabilir. Bununla birlikte her yasak otomatik olarak çekicilik yaratmaz. Yasakla çekicilik arasındaki ilişki, kişinin yasaklanan seçeneği gerçekten anlamlı veya ulaşılabilir görmesi gibi koşullara bağlıdır. Bir kişi için hiçbir anlam ifade etmeyen bir davranış yasaklandığında psikolojik tepkisellik oldukça düşük olabilir. Buna karşılık kişinin önem verdiği bir seçenek engellendiğinde tepki çok daha güçlü olabilir. Dolayısıyla “yasak olan her şey daha çekicidir” ifadesinden çok, özgürlüğümüzün önemli olduğunu düşündüğümüz alanlarda getirilen kısıtlamaların, o seçeneğe yönelik motivasyonumuzu artırabilmesi daha doğru bir psikolojik açıklamadır.

    Bu mekanizma günlük yaşamda ilişkilerimizden ebeveynliğe, iş hayatından sosyal medyaya kadar pek çok alanda karşımıza çıkabilir. Yine bir ebeveyn çocuğuna sürekli olarak “bunu yapamazsın” dediğinde, çocuk yalnızca davranışı değil, kendi karar verme kapasitesinin sınırlandırıldığını da deneyimleyebilir. Benzer şekilde romantik ilişkilerde “şu kişiyle görüşmeyeceksin” gibi kontrol edici ifadeler, bazen kişinin o kişiye yönelik ilgisinden bağımsız olarak, “ben kendi kararımı kendim vermek istiyorum” düşüncesini güçlendirebilir. Burada davranışın kendisi ile davranışa yüklenen anlam birbirinden ayrılmalıdır. Kişi bazen gerçekten o davranışı arzuladığı için değil, kendi seçme özgürlüğünü geri kazanmak istediği için ona yönelir. Bu nedenle yasaklar paradoksal bir sonuç yaratabilir. Bir davranışı engellemeye çalışırken, kişinin o davranışa yönelik zihinsel ve duygusal yatırımını artırabiliriz. Özellikle sert, açıklamasız ve kişinin özgürlüğünü tamamen yok sayan yasaklar bu tepkiyi güçlendirebilir. Buna karşılık kişinin seçme hakkını koruyan, gerekçeyi açıklayan ve alternatifler sunan iletişim biçimleri psikolojik tepkiselliği azaltabilir. Örneğin “bunu yapma” demek yerine “bunun şu nedenle riskli olduğunu düşünüyorum, istersen birlikte başka bir seçenek bulabiliriz” şeklindeki bir yaklaşım, kişinin özerklik ihtiyacını tamamen tehdit etmez. Bu nedenle psikolojik açıdan sağlıklı sınırlar ile kontrol arasındaki fark oldukça önemlidir. Sınır koymak, kişinin her istediğini yapmasına izin vermek anlamına gelmez, ancak sınırın nasıl ifade edildiği, kişinin bunu bir tehdit mi yoksa anlamlı bir çerçeve mi olarak algılayacağını etkileyebilir. Aynı durum yetişkinlerin kendi davranışları için koyduğu yasaklarda da geçerlidir. “Bunu asla yapmayacağım” şeklinde katı kurallar koymak bazı kişilerde davranışa yönelik zihinsel meşguliyeti artırabilir. Özellikle yeme davranışları, alışkanlıklar veya erteleme gibi alanlarda “yasak” dili yerine esneklik, farkındalık ve kişinin kendi seçimini bilinçli biçimde yapabilmesi daha işlevsel olabilir.

    Sonuç olarak, yasak olan bir şeyin daha çekici hale gelmesi yalnızca insanın “yasakları sevmesiyle” açıklanabilecek basit bir durum değildir. Burada özgürlük ihtiyacı, psikolojik tepkisellik, merak, belirsizliği azaltma arzusu ve kıtlık algısı gibi çeşitli psikolojik süreçler birlikte rol oynayabilir. Yasaklanan şey bazen gerçekten değerli olduğu için değil, ulaşılması engellendiği için daha değerli görünmeye başlayabilir. Bu nedenle kendimizi bir şeye karşı normalden daha güçlü bir istek duyarken yakaladığımızda, kendimize önemli bir soru sorabiliriz: “Ben bunu gerçekten istiyor muyum, yoksa bana yasaklandığı için mi istiyorum?” Çünkü bazen arzuladığımız şey davranışın kendisi değil, o davranışı seçebilme özgürlüğüdür. İşte yasakların yarattığı temel paradoks da burada ortaya çıkar. Bir seçeneği ortadan kaldırmaya çalıştığımızda, onu zihnimizde daha görünür hale getirebiliriz. Belki de bu yüzden “Yapma” kelimesi bazen davranışı zihnimizden uzaklaştırmak yerine, tam tersine onu zihnimizin merkezine taşır. Özgürlüğümüz tehdit edildiğinde, yalnızca yasaklanan şeyi değil, kendi kararımızı verme hakkımızı savunmaya başlayabiliriz. Bu nedenle sağlıklı sınırlar koymanın yolu yalnızca neyin yasak olduğunu söylemekten değil, kişinin özerkliğini mümkün olduğunca koruyarak nedenini açıklamak ve seçme alanı bırakmaktan geçer. Çünkü bazen asıl mücadelemiz yapmak istediğimiz şey için değil, onu seçme hakkımız için verdiğimiz bir mücadeledir.

    Klnk. Psk. Gökşin Aköz
    Özel Moodist Hastanesi

    Bu içerik faydalı oldu mu?Görüşünüz içeriklerimizi geliştirmemize yardımcı olur.

    🙏

    Geri bildiriminiz için teşekkürler!

    Konuyla ilgili uzman desteği almak ister misiniz?

    Görüşlerinizi bizimle paylaşın

    Hangi konuda daha fazla bilgi almak isterdiniz? Geri bildiriminiz içeriğimizi geliştirmemize katkı sağlar.

    Uzmanla Görüş

    Teşekkürler, WhatsApp açılıyor!

    Mesajınız hazırlandı. Göndermek için WhatsApp'tan onaylayın.

    Moodist Psikiyatri Hastanesi · İçerik kalitesi için geri bildiriminiz değerlidir
    Uzmanlar Tarafından İncelendi.
    35+
    Uzman Hekim & Klinisyen
    75
    Konforlu Hasta Odası
    100+
    Klinik İçerik
    7/24
    Acil Psikiyatri

    Bu içerik Özel Moodist Psikiyatri Hastanesi'nin psikiyatri, nöroloji, klinik psikoloji ve bağımlılık tedavisi alanlarında uzmanlaşmış klinisyenlerinden oluşan ekibi tarafından hazırlanmıştır. Tüm içerikler güncel bilimsel literatür temel alınarak oluşturulmakta ve düzenli olarak güncellenmektedir.

    Yetişkin Psikiyatri Çocuk & Ergen Psikiyatri Nöroloji Klinik Psikoloji AMATEM Uyku Bozuklukları
    Özel Moodist Psikiyatri Hastanesi Acıbadem Mah. Çeçen Sok. No:52, Üsküdar · +90 216 912 17 00
    Paylaş