Kaza ve Afetlerin Ardından: Zihnin Taşıdığı İzler ve Psikolojik Dayanıklılık
- Ana Sayfa
- Kaza ve Afetlerin Ardından: Zihnin Taşıdığı İzler ve Psikolojik Dayanıklılık
MOODIST’e geldiğiniz zaman neler göreceksiniz, detayları öğrenin.

Bu içerik Moodist Psikiyatri Hastanesi'nin psikiyatri, nöroloji ve psikoloji uzmanlarından oluşan klinik ekibi tarafından incelenmiş ve onaylanmıştır. Güncel bilimsel literatür ile klinik pratiğe dayanmaktadır.
Büyük kazalar, doğal afetler ve toplumsal felaketler yalnızca olayın yaşandığı anı değil, sonrasındaki psikolojik süreci de etkileyebilir. Bu tür olaylardan yalnızca doğrudan olayı yaşayan kişiler değil; yakınları, olaya tanık olanlar, kurtarma çalışmalarında görev alanlar ve gelişmeleri uzaktan takip eden kişiler de etkilenebilir.
Travma karşısında beynimizin ve bedenimizin öncelikli amacı hayatta kalmaktır. Olay sırasında korku, panik, şaşkınlık veya donakalma gibi tepkiler ortaya çıkabilir. Ancak olay sona erdiğinde sinir sisteminin hemen normale dönmesini beklemek gerçekçi değildir. Kişi fiziksel olarak güvende olduğu halde zihni ve bedeni bir süre daha tehlike devam ediyormuş gibi tepki verebilir.
Travmatik bir olayın ardından bir süre kaygılı, huzursuz veya tetikte hissetmek doğal bir tepkidir. Kişi yaşananları tekrar tekrar düşünebilir, olayla ilgili görüntüler istemsiz biçimde zihnine gelebilir, uyumakta zorlanabilir veya gelecekte benzer bir olay yaşanacağından endişe edebilir.
İnsan zihninin olağan dışı bir olayı anlamlandırması zaman alır. Bu nedenle özellikle ilk günlerde ortaya çıkan tepkiler tek başına psikolojik bir bozukluğun göstergesi değildir. Burada önemli olan belirtilerin zaman içerisinde azalması ve kişinin günlük yaşamına yeniden dönebilmesidir. Belirtilerin giderek yoğunlaşması, uzun süre devam etmesi veya kişinin günlük yaşamındaki işlevselliğini belirgin biçimde etkilemesi durumunda profesyonel destek değerlendirilmelidir.
Travmatik olayların ardından;
gibi tepkiler görülebilir.
Bir olaydan psikolojik olarak etkilenmek için mutlaka olayın doğrudan içinde bulunmak gerekmez.
Yakınından haber bekleyen bir aile üyesi, kurtarma çalışmalarında bulunan bir görevli, olaya tanık olan biri veya sosyal medyada olayla ilgili görüntüleri tekrar tekrar izleyen bir kişi de yoğun stres yaşayabilir.
Özellikle belirsizliğin devam ettiği durumlarda zihin sürekli “Ne oldu?”, “Şimdi ne olacak?” veya “Ya benim başıma da gelirse?” gibi sorulara dönebilir. Bu nedenle toplumsal felaketlerin psikolojik etkilerini yalnızca olayın fiziksel sınırları içerisinde değerlendirmemek gerekir.
Kaza ve afetlerin ardından insanlar yalnızca yaşanan olayla değil, olayın ardından oluşan belirsizlikle de mücadele eder.
Özellikle yakınlarından haber bekleyen kişiler için geçen zaman, gelen her telefon bildirimi veya yeni bir haber yoğun kaygıyı tetikleyebilir. Sürekli haber kontrol etmek kişiye kısa süreli bir kontrol hissi verebilir ancak uzun vadede kaygının devam etmesine neden olabilir.
Belirsizliği tamamen ortadan kaldırmak her zaman mümkün değildir. Ancak bilgiyle kurduğumuz ilişkiyi düzenleyebiliriz. Güvenilir kaynaklardan ihtiyaç duyduğumuz ölçüde bilgi almak ve sürekli olarak haber, görüntü ve sosyal medya akışına maruz kalmamak psikolojik açıdan koruyucu olabilir.
Sosyal medya afet ve kazalar sırasında bilgiye hızlı ulaşmamızı sağlarken travmatik görüntülere tekrar tekrar maruz kalmamıza da neden olabilir.
Kaza anına, kurtarma çalışmalarına veya olaydan etkilenen kişilere ait görüntülerin sürekli izlenmesi kişinin olayla arasına psikolojik bir mesafe koymasını zorlaştırabilir.
Bir görüntünün haber niteliği taşıması, onu tekrar tekrar izlemenin psikolojik olarak faydalı olduğu anlamına gelmez. Bilgi edinmek ile travmatik içeriğe sürekli maruz kalmak arasında önemli bir fark vardır.
Bu nedenle haberleri güvenilir kaynaklardan takip etmek, travmatik görüntüleri tekrar tekrar izlememek ve paylaşmamak, çocukların haber ve sosyal medya içeriklerine maruziyetini yaşlarına uygun biçimde sınırlandırmak ve doğrulanmamış bilgileri yaymamak önemlidir. Haberleri sürekli kontrol etmek yerine gün içerisinde belirli zaman aralıklarında takip etmek de kaygıyı yönetmeye yardımcı olabilir.
Çocuklar travmatik olayları yetişkinlerden farklı biçimlerde anlamlandırabilir. Bazı çocuklar yaşadıkları korkuyu doğrudan ifade ederken bazıları bunu davranışları, oyunları veya bedensel yakınmaları aracılığıyla gösterebilir.
Çocuğun korkusunu küçümsemek veya “Korkacak bir şey yok” demek yerine yaşadığı duyguyu kabul etmek önemlidir. “Korkmuş olabilirsin, böyle bir olaydan sonra korkmak anlaşılır bir şey” gibi bir yaklaşım çocuğun kendisini anlaşılmış ve güvende hissetmesine yardımcı olabilir.
Travma sonrasında çocuklarda anne-babadan ayrılmak istememe, uyku sorunları ve kâbuslar, daha önce kazanılmış bazı davranışlara geri dönme, karın veya baş ağrısı gibi bedensel yakınmalar, içe kapanma, öfke artışı, okula gitmek istememe ya da oyunlarında sürekli kaza ve ölüm temalarına yer verme gibi değişiklikler görülebilir.
Bu süreçte çocuğun yanında sakin ve ulaşılabilir bir yetişkinin bulunması, günlük rutinlerin mümkün olduğunca korunması ve çocuğa yaşına uygun, doğru bilgi verilmesi önemlidir.
Travma yalnızca zihinsel bir deneyim değildir. Korku ve tehdit karşısında bedenin alarm sistemi de devreye girer. Bu nedenle iyileşme sürecinde yalnızca düşüncelerimize değil, bedenimizin ihtiyaçlarına da dikkat etmemiz gerekir.
Uyku düzeninin korunması, düzenli beslenme, mümkün olduğunca günlük rutine dönmek, güven duyulan kişilerle iletişimde olmak ve bedeni aşırı zorlamadan hareket etmek sinir sisteminin yeniden düzenlenmesine yardımcı olabilir.
Kişinin kendisinden bir anda eski haline dönmesini beklemek yerine küçük ve sürdürülebilir adımlarla günlük yaşama dönmesi daha gerçekçidir.
Açık havada yürüyüş gibi düzenli ve ritmik hareketlere yer vermek, duyguları konuşarak, yazarak veya başka güvenli yollarla ifade etmek de bu süreçte yardımcı olabilir.
“Neden hâlâ böyle hissediyorum?” diyerek kişinin kendisini eleştirmesi yerine yaşadığı tepkilerin travmatik bir olayın ardından ortaya çıkabileceğini hatırlaması önemlidir.
Toplumsal felaketlerden sonra kişiler bazen “Güçlü durmalıyım”, “Ağlamamalıyım” veya “Artık bunu düşünmemeliyim” gibi düşüncelerle duygularını bastırmaya çalışabilir.
Ancak psikolojik dayanıklılık hiçbir şey hissetmemek anlamına gelmez. Korkmamak veya üzülmemek de değildir.
Psikolojik dayanıklılık; korkuya, üzüntüye ve belirsizliğe rağmen kişinin zaman içerisinde kendisini yeniden düzenleyebilmesi ve yaşamla yeniden bağ kurabilmesidir. Ağlamak, korkmak, bir yakınına ihtiyaç duymak veya gerektiğinde profesyonel destek istemek de bu sürecin bir parçası olabilir.
Travmatik olaylardan sonra herkes aynı şekilde tepki vermez. Bazı kişiler kısa sürede günlük yaşamına dönebilirken bazı kişilerde belirtiler daha yoğun veya uzun süreli olabilir.
Kişinin günlük işlerini sürdürememesi, işe veya okula dönememesi, uyku sorunlarının belirginleşmesi, yoğun panik veya kaygı yaşaması, olayla ilgili her şeyden kaçınmaya başlaması, insanlardan uzaklaşması, travmatik görüntüleri zihninden uzaklaştıramaması, sürekli tetikte hissetmesi veya yaşamına ilişkin umutsuzluk ve baş etmekte zorlanma hislerinin ortaya çıkması durumunda bir ruh sağlığı uzmanından destek alınması önemlidir.
Psikolojik destek, kişinin yaşadığı olayı unutmasını sağlamak için değil; yaşanan olayın kişinin hayatının tamamını yönetmesini engellemek için önemlidir.
Afet ve kazalara hazırlık yalnızca fiziksel güvenlik önlemlerinden ibaret değildir. Acil durum planları, güvenlik ekipmanları ve kurtarma sistemleri kadar insanların kriz anında ve sonrasında psikolojik olarak nasıl destekleneceğinin de düşünülmesi gerekir.
Büyük kazalar ve afetler hayatın ne kadar kırılgan olabileceğini hatırlatırken insanların birbirlerine destek olma kapasitesini de ortaya koyar.
Travma sonrasında amaç yaşananları yok saymak değildir. Amaç, yaşananların ardından güven duygusunu, günlük yaşamı ve diğer insanlarla kurulan bağı yeniden inşa edebilmektir. Psikolojik dayanıklılık da afet ve kaza hazırlığının ayrılmaz bir parçasıdır.
Bu içerik faydalı oldu mu?Görüşünüz içeriklerimizi geliştirmemize yardımcı olur.
Geri bildiriminiz için teşekkürler!
Konuyla ilgili uzman desteği almak ister misiniz?
Görüşlerinizi bizimle paylaşın
Hangi konuda daha fazla bilgi almak isterdiniz? Geri bildiriminiz içeriğimizi geliştirmemize katkı sağlar.
Teşekkürler, WhatsApp açılıyor!
Mesajınız hazırlandı. Göndermek için WhatsApp'tan onaylayın.
Bu içerik Özel Moodist Psikiyatri Hastanesi'nin psikiyatri, nöroloji, klinik psikoloji ve bağımlılık tedavisi alanlarında uzmanlaşmış klinisyenlerinden oluşan ekibi tarafından hazırlanmıştır. Tüm içerikler güncel bilimsel literatür temel alınarak oluşturulmakta ve düzenli olarak güncellenmektedir.
Şu an çevrimiçi · Bugün randevu alınabilir
Bugün nasıl
hissediyorsunuz?
Uzman ekibimiz size en kısa sürede yardımcı olmaya hazır.
7/24 Acil
Psikiyatri
Kriz anında yanınızdayız. Bizi hemen arayın.
35+ uzman,
tek çatı altında
Psikiyatri, nöroloji, psikoloji ve bağımlılık tedavisi.
Aynı gün
görüşme imkânı
Online veya telefonla kolayca randevu oluşturun.
T.C. Sağlık Bakanlığı Ruhsatlı · AMATEM Yetkili · Anlaşmalı Kurumlar Kabul Edilir