Psikiyatrik Rahatsızlıklar Fiziksel Semptom Gösterirler mi?
- Home
- Psikiyatrik Rahatsızlıklar Fiziksel Semptom Gösterirler mi?
MOODIST’e geldiğiniz zaman neler göreceksiniz, detayları öğrenin.

Birçok kişi, ruhsal kökenli hastalıkların bedensel belirtilerle nasıl kendini gösterebileceğini merak eder. Psikiyatri uzmanları, zihin ve beden arasındaki etkileşimin çok güçlü olduğunu vurgular. Zihnimizde yaşanan stres ve duygusal çalkantılar, hormonlar ve sinir sistemi aracılığıyla vücudumuzu da doğrudan etkileyebilir. Bu etki bazen göğüs ağrısı, baş dönmesi, mide sorunu gibi somatik yakınmalar olarak ortaya çıkar. Yazımızda, ruhsal rahatsızlıkların neden olduğu fiziksel semptomların nasıl geliştiğini araştıracak, örneklerle açıklayacak ve bu süreçte klinik değerlendirme ile tedavi yaklaşımlarına değineceğiz.
Stresli veya sıkıntılı anlar, vücudumuzda birçok fizyolojik değişimi tetikler. Beyindeki stres merkezleri harekete geçip hipotalamus-pituiter-adrenal (HPA) eksenini uyarırken; adrenal bezler kortizol ve adrenalin gibi hormonları kana salar. Bu kimyasallar kalp atış hızını ve kan basıncını yükseltir, kaslarımıza daha fazla kan pompalanmasını sağlar ve acil durum tepkisi başlatır. Örneğin akut stres durumlarında kalp hızı artar, güçlü kalp kasılmalarıyla kaslara daha çok kan yönlendirilir. Aynı anda sindirim sistemi devre dışı kalabilir; bağırsak hareketleri yavaşlar, mide boşalması gecikir. Bu yönelim “kaç ya da savaş” tepkisinin bir parçasıdır. Stres geçtikten sonra da vücut kendini normale döndürür, ancak kronik veya şiddetli stres kalp-damar, sindirim, bağışıklık ve kas-iskelet sistemlerinde uzun vadeli etkiler bırakabilir.
Stresin bedeni etkileme biçimleri çeşitli uzman yayınlarda listelenmiştir. Cleveland Clinic notlarına göre yoğun stres göğüs ağrısı, uyku bozukluğu, baş ağrısı, baş dönmesi, kas gerginliği, sindirim sorunları gibi fiziksel belirtilere yol açabilir. Örneğin, kalp çarpıntısı veya göğüs ağrısı hissi, stres altındaki bir kişide sıkça görülen akut fiziksel semptomlardandır. Uzun vadede yüksek kortizol seviyeleri de bağışıklığı baskılayarak enfeksiyon riskini artırabilir. Bu nedenlerle ruhsal sorunlar ile beden sağlığı arasında iki yönlü (bidireksiyonel) etkileşim vardır. Ruhsal bir sorun bedeni etkileyebileceği gibi, kronik fiziksel hastalıklar da strese yol açarak ruh halini bozabilir.
Anksiyete bozuklukları, yoğun kaygı ve korku ataklarıyla kendini gösterir. Bu ataklar sırasında beyin, vücudu tehlikeye karşı hazırlanmak için “savaş ya da kaç” moduna geçirir. Mayo Clinic kaynakları, panik atak yaşayan kişide nefes darlığı, göğüs ağrısı, hızlı çarpan kalp (çarpıntı), titreme ve terleme gibi belirtilerin sık görüldüğünü bildirir. Gerçekten de panik krizi geçiren biri, kalp krizi geçirmek üzereymiş gibi göğsünde baskı ve yanma hissedebilir. Kronik kaygıda ise şu fiziksel semptomlar ortaya çıkabilir:
Bu tip fiziksel semptomlar kişinin hayat kalitesini ciddi oranda etkiler. Bazen hasta ilk olarak kardiyoloji veya göğüs hastalıkları gibi bölümlere başvurur; organik bir neden bulunamayınca ancak psikolojik tetiklenmeye ulaşılır. Anksiyeteden kaynaklanan çarpıntı veya göğüs ağrısı, acil müdahale edilmezse hastayı gerçekten sağlık korkusuna sürükleyebilir. Uzun süreli tedavi edilmeyen kaygı bozukluklarında bu belirtiler kalıcı hale gelebilir.
Depresyon, sadece duygudurumda değil beden sağlığında da kendini gösterir. Derin üzüntü ve umutsuzluk duygularının yanında; enerji kaybı, halsizlik, kronik ağrılar ve uyku-iştah değişiklikleri çok sık rastlanan belirtilerdendir. Yapılan çalışmalar, depresyondaki hastaların yarısından fazlasının eklem ağrıları, sırt ağrısı, kabızlık, baş ağrısı gibi belirsiz bedensel yakınmalarla doktora başvurduğunu ortaya koymuştur. Trivedi ve arkadaşları bu belirtileri şu şekilde açıklıyor: “Depresyonda sık rastlanan kronik eklem, bacak ve sırt ağrıları; yorgunluk, uyku bozuklukları, iştah ve psikomotor değişiklikleri kapsar”. Bu yakınmaların basitçe ruh halinden etkilenmekten öte, altta yatan nörobiyolojik bir bağ vardır. Zihnimizi etkileyen serotonin ve noradrenalin gibi nörotransmitterler, aynı zamanda ağrı modülasyonundan da sorumludur. Bu nedenle depresyon ve kronik ağrı arasında sıkı bir ilişki bulunur; bu kimyasalların dengesi bozulduğunda kişi hem üzgün hisseder hem bedeni ağrır.
Depresyondaki fiziksel semptomlar tedaviye uyumu da etkiler. Psikiyatristler, hastanın tüm duygu ve beden şikayetlerini ölçerek tedavi hedefler. İlaç veya terapiyle ruh hali iyileştiğinde, bedensel yakınmaların da takip edilmesi gerekir; aksi halde ağrı devam edip hastalık tekrarlayabilir. Örneğin serotonin ve noradrenalin geri alım inhibitörü (SNRI) antidepresanlar, hem depresif duygu durum hem de fiziksel ağrı yakınmalarını aynı anda hedefleyebilir.
Bazı psikiyatrik bozukluklar fiziksel belirti göstermede öne çıkar. DSM-5’te “Somatik Belirti Bozukluğu” olarak yer alan durumda, kişi ağrı, yorgunluk ya da sindirim problemi gibi fiziksel şikayetlere aşırı odaklanır ve bu belirtilerin hayatını felç edecek kadar ciddi olduğuna inanır. Hekimler arasında “hastalık hastalığı” diye anılan bu tabloda, gerçekte organik bir patoloji yoktur ama hasta aksini düşünür. Cleveland Clinic, “somatik semptom bozukluğu; fiziksel semptomlara odaklanmanın günlük işlevselliği bozduğu bir rahatsızlık” olduğunu belirtir. Bu durumda kişi bitmek bilmeyen baş ağrıları, kronik mide ağrıları, kas ağrıları yaşayabilir; ancak yapılan kapsamlı testlerde hiçbir fiziksel neden bulunamaz.
Somatik semptom bozukluğu vakalarında, aşağıdaki yakınmalarla sık karşılaşılır:
Somatik bozukluğu olan kişiler genellikle defalarca hekime başvurup farklı teşhisler alırlar. Her muayenede fiziksel bir hastalık bulunmadığı ortaya çıkınca, bu durum daha da psikolojik hale gelir. Araştırmalar, bu bozukluğun sıkça ağır travmalar, süren stres ve bastırılmış duygularla ilişkili olduğunu göstermektedir. Zihin, dışa vurulamayan stresten kurtulmak için bedende “alarm sinyalleri” üretir. Bir nevi bastırılmış duyguların bedensel dışavurumu olan bu süreç, tedavi edilmezse kişiyi sürekli hastaneye bağımlı hale getirebilir.
Somatik semptom bozukluğuna benzer bir kavram da “psikosomatik bozukluk”tur. Burada ise halihazırdaki fiziksel bir hastalık, strese bağlı olarak kötüleşir. Örneğin bir kalp hastasında yoğun stres atakları göğüs ağrısını şiddetlendirirken, mide ülseri olan birinde stres nedeniyle mide kanaması riski artabilir. Psikosomatik tablolarda duygusal çatışmalar doğrudan bedende somut belirtiler oluşturur. Hem somatik hem psikiyatrik semptomları içeren bu durumlarda, Amerikan Psikiyatri Birliği DSM-5, “somatik semptom bozukluğu” tanısını benimsemiş; “psikosomatik bozukluk” kavramını ise resmi bir tanı olarak koymamıştır.
Depresyon, anksiyete ve somatizasyon dışındaki psikiyatrik durumlar da fiziksel yakınmalarla birlikte seyredebilmektedir. Örneğin travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) olan kişilerde kronik kas gerginliği, uyku bozuklukları ve sindirim problemleri sıkça görülür. Yüksek adrenal hormon düzeyleri nedeniyle TSSB’li bireylerde sıkça baş ağrısı, kalp çarpıntısı ve gastrointestinal rahatsızlık görülür.
Fonksiyonel nörolojik semptom bozukluğu (eski adıyla histeri) da dramatik fiziksel belirtilere neden olabilir. Bu durumda hasta geçici konuşma kaybı, görme kaybı veya felç benzeri tablolara girer; ancak araştırmalarda beyinde somut bir sorun saptanamaz. Örneğin aniden sağ kolu felç olmuş gibi hisseden bir kişide gerçek bir beyin hasarı olmadığında, bu durum psikolojik kökenli kabul edilir. DoktorTakvimi verilerine göre böyle hastalar başlangıçta inkarcı bir tutum sergileyebilir, kalp krizi veya tümör korkusuyla mücadele edebilir. Yine de bütün bu fiziksel benzeri semptomların altında, genellikle depresyon, anksiyete veya kişisel çatışmalar yatar.
Bunlara ek olarak bazı yeme bozuklukları, obsesif-kompulsif bozukluk gibi durumlar da bedensel belirtilerle birlikte olabilir. Örneğin depresif veya manik epizodlarda uyku düzeni tamamen değişir, iştah hızla artıp azalabilir. Bipolar bozuklukta manik dönemde az uyuma ve hiperaktivite, depresif dönemde aşırı uyuma ve halsizlik görülebilir. Vücut dismorfik bozuklukta kişi fiziksel kusurları abartır; kendini çirkin gördüğü için sürekli aynaya bakabilir.
Sonuç olarak, pek çok psikiyatrik hastalık fiziksel yakınmalarla iç içe seyreder. Bu durum, bazen yalnızca bedeni ilgilendiren şikayetler üzerinden doktora başvurulmasına yol açarak tanıyı güçleştirebilir. Ancak ruh sağlığındaki sorunlar tedavi edilince fiziksel belirtiler de gerileme eğilimi gösterir.
Hasta somatik şikayetlerle geldiğinde öncelikle kapsamlı bir fizik muayene ve laboratuvar incelemesi yapılır. Fiziksel bir hastalık kanıtlanamazsa, ruhsal kökenli bir değerlendirmeye geçilir. Uzmanlar, hastanın öyküsünde stresli yaşam olayları, duygusal çatışmalar veya anksiyete semptomları arar. Psikiyatrik değerlendirme sonucuna göre tedavi planı oluşturulur. Güncel kılavuzlar, bu tür psikosomatik tabloda bilişsel davranışçı terapi (BDT), farkındalık temelli terapiler gibi psikoterapi yöntemleri ile gerekirse antidepresan veya kaygı giderici ilaçların kombinasyonunu önerir.
Tedavi sürecinde stres yönetimi stratejileri de öne çıkar. Düzenli egzersiz, yeterli uyku, gevşeme egzersizleri gibi yaşam tarzı değişiklikleri belirtilerin azalmasına yardımcı olabilir. Ayrıca grup terapileri veya destekleyici psikoterapi, hastanın yalnız olmadığını hissetmesini ve hastalığın yükünü hafifletmesini sağlar. Hedef, sadece belirtileri baskılamak değil; altta yatan duygu durumunu düzenleyerek hastanın hem akıl hem beden sağlığını bütüncül biçimde iyileştirmektir.
Moodist Özel Psikiyatri Hastanesi’nde her hastanın durumu kapsamlı biçimde ele alınır. Moodist’in tedavi prensiplerinden biri, alanında kanıta dayalı bilimsel yöntemlerle güvenli ve etkili iyileşme sunmaktır. Ruhsal hastalıkların fiziksel yansımalarına yönelik yaklaşım da bu ilkeye göre şekillenir. Hastanın anlattığı bedensel semptomlar ciddiyetle dinlenir; benzer semptomlar gösteren diğer hastalıklar titizlikle ayıklanır. Gerekli durumlarda nörolog, iç hastalıkları ve diğer branşlarla iş birliği yaparak multidisipliner bir değerlendirme yapılır.
Moodist, her hastanın farklı ihtiyaçları olduğunu bilerek kişiye özel tedavi planları hazırlar. Örneğin birinde anksiyete ön plandayken bir başkasında uyku bozukluğu olabilir; her iki durumda da ele alınacak konuya yönelik terapi ve ilaç seçimi farklılık gösterir. Çocuk, ergen veya yetişkin fark etmeksizin, hastaların yaş ve ruhsal gelişim düzeyine uygun psikoterapi seansları düzenlenir. Hastanın tedavi süreci boyunca kendisini anlayan, empatik bir ortamda olması sağlanır. Moodist, “sadece tedavi değil, anlayış ve empati de sunmayı” taahhüt eder; böylece hasta kendini güvende ve değerli hisseder.
Örneğin stres kaynaklı psikosomatik yakınması olan bir kişiye Moodist’te; stres yönetimi eğitimi, BDT teknikleri, gerekirse mindfulness veya biofeedback terapisi uygulanabilir. Bu süreçte Moodist’in uzman psikiyatrist ve klinik psikolog ekibi hastayı aktif dinler, belirtilerin kökenine yönelik sorular sorar, gerektiğinde fiziksel incelemeleri yönlendirir. Tedavi planı uygulandıktan sonra düzenli takiplerle kaygı ve fiziksel semptomlardaki seyrin izlenmesi sağlanır. Hastanın verdiği geri dönüşlere göre tedavi esnek biçimde güncellenir.
Kısacası Moodist Psikiyatri Hastanesi, ruhsal hastalıkların fiziksel belirtilerini ele alırken holistik ve bireysel bir yaklaşım izler. Alanlarında uzman hekim ve terapistler, hastanın hem akıl hem beden sağlığına eşit düzeyde odaklanır. Bu sayede hastalar; yalnızca semptomatik tedavi almakla kalmaz, psikolojik kaygılarını yönetmeyi ve bedenlerini rahatlatmayı öğrenir. Moodist’in 7/24 acil psikiyatri hizmeti ve destek programları da hastaların ihtiyaç duydukları her an erişilebilir yanıtlar almasını garanti eder. Bu bütüncül bakım modeliyle Moodist, hastaların yaşam kalitesini en üst düzeye çıkarmayı amaçlar.
WhatsApp us