Yetişkinlerde Yeme Bozuklukları: Kimler Risk Altında?
- Home
- Yetişkinlerde Yeme Bozuklukları: Kimler Risk Altında?
MOODIST’e geldiğiniz zaman neler göreceksiniz, detayları öğrenin.
Yeme bozuklukları, ne yazık ki, yalnızca genç, Batılı kadınlara özgü bir sorun olarak algılanan yaygın bir yanılgıya sahiptir. Oysa bu karmaşık ruh sağlığı sorunları, cinsiyet, yaş veya sosyoekonomik durum fark etmeksizin her bireyi etkileyebilen, ciddi fiziksel ve psikolojik sonuçlara yol açabilen durumlardır. Ergenlik döneminde sıklıkla ortaya çıksa da, yetişkinlikte de ilk kez başlayabilir veya süregelen bir sorun olarak devam edebilir. Beden ağırlığı, şekli ve yeme davranışı üzerindeki aşırı uğraş ve kontrol takıntısı ile karakterize olan yeme bozuklukları, bireyin yaşam kalitesini derinden etkilerken, aynı zamanda hayati riskler de taşıyabilir.
Bu makalede, yeme bozukluklarının tanımından türlerine, risk faktörlerinden modern tedavi yaklaşımlarına kadar kapsamlı bir inceleme sunulacak, özellikle de Moodist Özel Psikiyatri Hastanesi’nin bu alandaki kişiselleştirilmiş tedavi felsefesi detaylandırılacaktır.
Yazan: Uzm. Dr. Özge Yükselay
Yeme bozuklukları, kişinin beden ağırlığı ve şekliyle aşırı meşgul olduğu, kilo vermeye yönelik takıntılı düşünceler geliştirdiği ve bunun sonucunda yeme davranışında belirgin bozulmalar gösterdiği psikiyatrik rahatsızlıklardır. Bu bozuklukların temelinde, kişinin şeklini, kilosunu ve bunların kontrolünü aşırı değerlendirmesi yatar. Bu aşırı değerlendirme, yeme alışkanlıklarında ve kilo kontrolü davranışlarında ciddi bozulmalara neden olur.
Yeme bozuklukları, sanılanın aksine bir irade zayıflığı değil, tedavi edilebilir ruh sağlığı sorunlarının göstergeleridir. Tedaviye başvurmakta zorlanma, sıklıkla hissedilen utanç ve suçluluk duygularından kaynaklanır.
En sık bilinen türler olan Anoreksiya Nervoza, Bulimia Nervoza ve Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu (Binge Eating Disorder) dışında, yeme davranışının farklı boyutlarını temsil eden ve dikkatle ele alınması gereken başka durumlar da mevcuttur.
Genellikle ergenlik döneminde başlayan ve beslenme kısıtlamasıyla karakterize olan bu bozuklukta, kişi yaşına ve boyuna göre beklenen kilonun belirgin ölçüde altındadır. Buna rağmen kilo almaktan ve şişman olmaktan yoğun bir korku duyar. Beden algı bozukluğu nedeniyle kişi, zayıf olmasına rağmen kendini kilolu hisseder. Kısıtlayıcı alt tip ve tıkınırcasına yeme/çıkarma alt tipi olmak üzere iki farklı şekilde görülebilir. Anoreksiya Nervoza, tüm psikiyatrik bozukluklar arasında en yüksek ölüm oranına sahip olması nedeniyle acil ve bütüncül bir tedavi gerektirir.
Tekrarlayan tıkınırcasına yeme atakları ve ardından kilo alımını önlemek amacıyla uygulanan telafi edici davranışlarla (kusma, laksatif/diüretik kullanımı, aşırı egzersiz vb.) karakterizedir. Bulimia Nervozalı bireyler genellikle normal veya normale yakın bir vücut ağırlığına sahiptir. Tıkınırcasına yeme atakları sırasında kontrol kaybı hissi yaşanır ve bu durum utanç duygusuyla gizlenmeye çalışılır. Bu kısır döngü, hem fiziksel hem de ruhsal yeni sorunlara yol açar.
Tekrarlayıcı tıkınırcasına yeme ataklarıyla seyreder. Bu ataklarda kişi, kısa sürede olağan dışı büyük miktarda yiyecek tüketir ve kontrol kaybı hisseder. Telafi edici davranışlar (kusma vb.) bulunmaz. Ataklar genellikle olumsuz duygular tarafından tetiklenir ve geçici bir rahatlama sağlar. TYB, yeme bozuklukları arasında en sık görülen türdür ve obezite ile ilişkili sağlık sorunları açısından dikkatle ele alınmalıdır.
Yeme bozukluklarının ortaya çıkışı, tek bir nedene bağlanamaz; psikolojik, sosyo-çevresel ve genetik yatkınlıkların karmaşık bir etkileşimi sonucu gelişir.
Psikolojik ve Kişiliksel Etkenler: Mükemmeliyetçilik, kendini aşırı eleştirme, stresle baş etme ve duyguları düzenlemede zorlanma gibi kişilik özellikleri yeme bozukluklarının gelişiminde önemli rol oynar. Özellikle Anoreksiya Nervoza’da düşük yenilik arayışı ve duygusal tepkisellikte azalma; Bulimia Nervoza’da ise yüksek dürtüsellik ve heyecan arayışı öne çıkar.
Yaşam Olayları ve Travma: Boşanma, ayrılık, yas, iş değişikliği gibi önemli yaşam olayları ve geçiş dönemleri (ergenlik, doğum sonrası, menopoz) tetikleyici olabilir. Çocukluk çağı istismarı veya ihmali gibi fiziksel, cinsel ya da duygusal travma öyküsü olan bireylerde yeme bozukluğu riski belirgin şekilde artmaktadır.
Sosyo-Çevresel ve Genetik Faktörler: Toplumsal baskılar, özellikle sosyal medyada idealize edilen beden imajıyla sürekli karşılaştırma yapma, beden memnuniyetsizliğini artırır. Sıkı diyet döngüleri de yeme bozukluklarının gelişimini tetikleyebilir. Araştırmalar, yeme bozukluklarının yüksek oranda kalıtsal olduğunu göstermektedir; Anoreksiya Nervoza için %28 ila %74, Bulimia Nervoza için ise %54 ila %83 arasında değişen kalıtım oranları bildirilmiştir. Bu genetik yatkınlık, bozukluğun biyolojik temellerini anlamamız açısından kritik öneme sahiptir.
Yeme bozukluklarının tedavisi, sadece yeme davranışını düzeltmekle kalmayıp, altta yatan psikolojik ve biyolojik mekanizmaları da hedefleyen bütüncül bir yaklaşım gerektirir. Güncel araştırmalar, tedavinin kişiselleştirilmesi ve multidisipliner bir ekip çalışmasıyla yürütülmesinin önemini vurgulamaktadır.
Psikoterapi: Yeme bozukluklarının tedavisinde temel taş, psikoterapidir.
Yeme bozukluklarının tedavisinde başarı, her bireyin benzersiz öyküsünü, biyolojik yatkınlıklarını ve eşlik eden ruhsal sorunlarını dikkate alan kişiselleştirilmiş bir yaklaşımla mümkündür. Moodist Özel Psikiyatri Hastanesi, bu felsefeyi merkeze alarak, tedaviyi sadece psikiyatrik bir sorun olarak değil, bütüncül bir sağlık sorunu olarak ele alır.
Moodist’te yeme bozuklukları tedavisi, yalnızca psikoterapi ve farmakoterapi ile sınırlı kalmaz; diyetisyen ve dahiliye uzmanı takibini de içeren kapsamlı bir ekip çalışması ile yürütülür. Bu multidisipliner yaklaşım sayesinde, hem ruhsal iyileşme hedeflenir hem de yeme bozukluklarının neden olduğu veya eşlik ettiği fiziksel sağlık sorunlarının (elektrolit dengesizlikleri, kalp, sindirim sistemi sorunları vb.) önüne geçilir.
Kişiye özel yaklaşım şu unsurları detaylıca ele alır:
Moodist Hastanesi, yeme bozukluklarının karmaşık doğasını kabul ederek, her hastaya özgü, bilimsel temellere dayanan ve şefkatli bir tedavi ortamı sunmayı taahhüt eder. Tedaviye başvurmak zor bir adım olsa da, bu profesyonel ve kişiselleştirilmiş destekle kalıcı iyileşmeye ulaşmak mümkündür.
WhatsApp us